“Dönme”; çünkü öğretilmiş, alışılmış kalıplara yüz döneniz. Dayatılan diretilen normlara başkaldıranız, reddedeniz. “Bana kim olduğumu benden başka kimse anlatamaz” diyeniz, kendimize geleniz. Tabuları ezberleri bir kenara bırakıp, içimize, gerçeğimize döneniz. Kadınlığı erkekliği sorgulayanız, sorgulatanız, hiç sorgulamadan yaşayıp gitmenin kırılma noktasıyız. “Kız başına kalkışma”lara, “erkeksin sen!” edebiyatına karnımız tok, doyalı çok oluyor. Cinsellik ve cinsiyetin kontrol aracı olarak kullanıldığı bir hayata doğduk; özgürlük ve özgüvenin kaynağı olacağı bir hayata dönüştürebilmenin hayaline pervaneyiz.
Kim olduğumuza dair peşin hükmün -varsa eğer- yanlış yoldasın. Sandığın sanmadığın, bildiğin bilmediğin herkesiz biz, her yerdeyiz. Politik aktivist, tasarımcı, seks işçisi, parlementer adayı, işsiz, memur, mühendis, sanatçı, sekreter, ögrenci, doktor, öğretmeniz. Alt kat komşun, okul arkadaşın, akraban, hemşehrin, çoluğun, çocuğun, kardeşin, midyecin bile olabiliriz. “Sen kadın mısın, erkek mi?” sorularına sığmayacak genişlikteyiz, çok çeşitliyiz... Kadın olanımız da var, erkek olanımız da, ikisi birden olanımız da var, olmayanımız da, ne farkeder? Sana öğretilen kalıpların ötesinde gerçekler, ihtimaller ve sandığından çok daha kocaman bir hayat var, biz şahidiz!
“Dönme” sözcüğü bugune dek hep aşağılamak, ezmek için kullanıldı. Biz bugün, hayatlarımız üzerinde “söz sahibi olabilen!” bireyler olarak bu sözcüğün “dönüşünü” ilan ediyoruz. Ve diyoruz ki; hayat hiçbir zaman kısır önyargılara, dar tanımlara, kavramlara sığmadı, sığmayacak!.. Gözlerimize iyi bakın, gözbebeklerimizde ışıldayan; işte bu “farkındalık” ve bu farkındalığın açtığı yollarda ezberlerin üstüne basa basa yürüyebilmenin onurudur.
|