Türkiye'deki travesti ve transseksüellerin yaşadıkları sorunlar neler? 25 yıl öncesiyle şimdiki durum arasında fazla değişiklik yok... Çalışma alanları yok. Tek alternatif seks işçiliği... Diğer iş alanlarında çalışma hakkı yok. Buna devletin ön ayak olması gerekiyor. Yüzde doksan dokuzumuzun seks işçiliği yaptığı ülkemizde çalışma koşulları oldukça kötüdür. Seks işçiliği otostop, klüp, genelev ve bazı sokaklarda yapılmaktadır. Son günlerde de izinsiz çalışma gerekçesiyle teşhircilik yasası kullanılarak 86 milyon ile 700 milyon'a varan para cezası kesiliyor. Travestiler kapalı kıyafette de olsalar teşhircilik suçlamasıyla mahkemeye sevk ediliyorlar. Bundan iki yıl önce, 2003 yılında bu yasayı yürürlüğe sokup otostop yapanları, taksiyle evine giden hatta kafeteryada oturan travesti ve transseksüelleri toplayıp teşhircilik suçlamasıyla mahkemelere sevk ettiler ve bir sürü para cezası kestiler. Bunları yaparken devlet çalışma yerleri göstermedi, sadece transseksüellere genelevde çalışma hakkı verdiler. O da belirli bir kontenjan, herkese değil. Travestiler ameliyat olmadıkları için ve kadın kimliğine sahip olmadıkları için her geneleve giremiyorlar. Devletin çalışma alanları açmadığı yerlerde kendi alanlarımızı oluşturduk ama devlet, oluşturulan bu yerleri elimizden aldı. Sonuçta travestiler yeniden sokağa itildi; sonra da teşhircilik yaptıkları gerekçesiyle gözaltına alınmaya başladılar. Bunun için bir arkadaşımızın teşhircilik maddesine karşı açtığı dava, hakimin yasa yorumu ve yaptığımız kampanyalar sonucu kazanılmıştır. Hakimin kararı teşhircilik yasasının bu duruma uymadığı yönünde oldu. Böylece bundan sonra açılan diğer davalar düşürülecek ve gözaltına alınan travesti ve transseksüellere teşhircilikten para cezası kesilemeyecek. Başbakan Erdoğan'ın açıklaması Türkiye'de işkence yok işkenceye sıfır tolerans deniyor ama gizli işkencenin olduğu aşikardır. 2004 Kasım ayının 17'sinde Hülya adlı travesti arkadaşımızın otostopta tanıştığı müşterisi tarafından tartaklandığı ve müşterisinin polis olduğunu söylemesi ve anında oradan geçmekte olan polislerden yardım istemesi, polislerin mağdur olan Hülya'yı koruması gerekirken müşterinin polis olduğunu söylemesiyle olayın gelişmesi değişiyor. Polisler Hülya arkadaşımızı suçlu duruma sokmuşlardır ve işkence yapmışlardır. Bunun sonucunda iki kolu kırılmış, yüzüne göz yaşartıcı gaz sıkmışlardır. Daha sonra mahkemeye çıkartılıp polise karşı gelmekten ceza evine konulmuştur. Sağlık durumuyla ilgilenilmemiştir. Bizler, Lambdaistanbul Eşcinsel Sivil Toplum Girişimi olarak basın açıklamaları yaptık. İlk mahkemesi Kadıköy mahkemesinde 31 Aralık 2004'te oldu. Adliye yakınında toplanıp dövizlerimizle yürüyerek adliyenin önünde basın açıklamamızı yaptık. Mahkemeyi izlemek için adliyeye girmek istedik. Polisler bizi içeriye sokmadılar. Yasal olan hakkımızı gasp ettiler ve keyfi uygulamada bulundular. Yaptıkları işkenceyi gizlemeye çalıştılar. Bizler de susmadık; polisler hakkında suç duyurusunda bulunduk. Mahkeme devam edecek... Ülkemizde demokrasi ve insan hakları alanlarında son yıllardaki olumlu gelişmelerin travesti ve transseksüellere henüz bir faydası olmadı. Tek alternatifimizin seks işçiliği olmaması; diğer iş alanlarında çalışma hakkımızın cinsel kimliğimiz nedeniyle engellenmemesi gerekiyor.
Demet Demir
|