deniz'in sandığı / Fantastik bir cinayet öyküsünü anımsamak "Varil"


"Erkeklik onurumla bu iki sapığı ortadan kaldırdım, pişman değilim."

Arslan Yüzgün bu öyküye kendini anlatarak başlıyor. Bir tarafta mezarlıkta bir kadınla buluşmayı, diğer yanda evinde mensubu olduğu SHP'den gelecek telefonu bekleyen yazar.

Yazar, mezarlıkta buluşacağı kişiyi beklerken mezar taşlarının usul usul yıkılışına ve mezarlardan ellerin, ayakların çıkışına tanık olur. Yazarın buluşmaya geldiği kişinin, Tuna'nın ölüsü de diğerleri gibi dirilmelidir. Tuna, mezarından erkek ölüler tarafından parça parça çıkarılıp yazarın önüne konur. Bir ayrıcalığı daha vardır Tuna'nın: Kesik kulağındaki taşlı küpesi. “Nasıl erkeksin?” diye birahaneden kovulmasına neden olan küpesi. Bedeni tekrar birleşmeye başlar. Hormonla büyütülmüş göğüsleri, ağdalanmış bacakları, kalkık burnu ve bacak arasına saklanmış penisi… Hikâyesini anlatmaya başladığında bir cinayete kurban gittiğini öğreniriz. Tuna ameliyatla kadın olabilmek ve bunun masraflarını karşılayabilmek için para karşılığında seks yapmaya başlamıştır. Tombalacı sevgilisi aynı zamanda haraç kesenidir. Hem döveni hem sevenidir. Birgün Tuna'nın kanına dokunur ve kazandığı parayı daha fazla paylaşmak istemez. Onun hayalinde ameliyat olup kendine küçük bir ev aldıktan sonra evlenmek, evinin kadını olmak vardır. Bu parayı ona vermeyecektir ama fazla direnemez ve kendisine karşı tombalacı ile iş birliği yapan demirci ustası ev sahibi tarafından delik deşik edilir. Tombalacı sevgilisinin de sonu farklı olmaz. O da bir paylaşım savaşının kurbanı olur. Ev sahibi ve iki işbirlikçi kiracı parayı paylaşırlar. Parçaladıkları cesetleri iki gri varile doldurup, kaynakla ağızlarını kapattıktan sonra mezarlık duvarının dibine bırakırlar. Tuna'nın eşcinsel arkadaşları katilleri yakalatırlar. Variller bulunup açıldığında Tuna'nın 'orasına' bakıp trans olduğunu anlayan polis kesik başına tekme atıp, 'iyi oldu bir ibneden daha kurtulduk' der ve oyulmuş gözlerine doğru tükürür. Sonra da katile vereceği ifade konusunda yardım eder. Ertesi günkü gazeteler katilin şu sözlerini manşete taşır: 'Gözümün önünde sapık ilişki içine girmeleri kanıma dokundu. Erkeklik onurumla, bu iki sapığı ortadan kaldırdım, pişman değilim…' Adli raporda 'homoseksüel' diye nitelendirilen Tuna, cenaze namazı kılınmadan toprağa verilir.

Geçtiğimiz aylarda Hülya adlı bir arkadaşımızın yaşadıkları bu hikâyenin üstünden geçen on altı yıla rağmen 'tarihin ne denli tekerrürden ibaret olduğunu' hepimize kanıtladı. Benzer olayların yaşanmaması, ne Tunaların, ne de Hülyaların bu soykırıma daha fazla tabi kalmaması için herkesi Gacı'ya destek olmaya çağırıyorum.

*“Varil”, Arslan Yüzgün, “It Tapınağı” içinde, Hüryüz Yayıncılık, Istanbul, 1'inci baskı, 1989

Deniz Yıldız

 

Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.