dünyadan... / Onuruyla yaşamak...


Dünyada gelişmekte olan “insan hakları” kavramı, insanların hiç bir neden ile, ya da hiç bir koşulda onurları ile oynanmaması konusunun altını çiziyor. İnsanların renkleri, dinleri, siyasal görüşleri ya da cinsel tercihleri nedeniyle sınıflandırılmalarına karşı çıkıyor. Bu anlayıştan kaynaklanarak artık Batı dünyasında farklı cinsel tercihleri olan insanlar çok daha rahat ve özgür yaşayabiliyorlar.

Türkiye'de durum halâ farklı bir eğri çiziyor. Türk televizyon seyircisinin reyting rekorları kırdırdığı televizyon programlarından birisi uzun yıllar “Huysuz Virgin” in programı oldu. Alaturka müzikte en beğenilen seslerden birisi merhum Zeki Müren iken diğeri de halâ Bülent Ersoy'dur. Popüler gösterilerde en çok müşteri tutabilen sanatçıların ya eşcinsel olduklarını ya da gösterilerinde farklı cinsel tercihlere yer verdiklerini, bu konuyu hiciv ettiklerini görüyoruz... Piyasaların temel alış veriş mantığı “arz-talep” yasasına göre belirlenmektedir. Eğer talep olmasaydı, Harbiye caddesinde, E5 karayolunda bunca travesti, eşcinsel nasıl iş bulabilecekti diye de sormak gerekmiyor mu?

Bütün bu göstergeleri alt alta koyarsak ve üzerine de Osmanlı Sarayı'nın hekim başı kayıtlarındaki eşcinselliği öneren satırları da eklersek eğer, Anadolu insanının yerleşmiş bir “farklı cinsel davranışlar” kültürü olduğunu anlamakta zorlanmayız. Ancak gerek aile yapısının hoşgörüsüzlüğü gerekse dinsel baskılar bu kültürün rahatça kendisini gösterebilmesini engellediği gibi, bir de “karşı olma” halini yaratmaktadır. Oysa kimsenin yatak odası bir diğerini ilgilendirmemeli, insanlar farklı cinsel davranışları ya da seçimleri nedeni ile sınıflandırılmamalı ve onurları ile yaşayabilmeleri için sağlıklı ortam yaratılmalıdır.

Bugün, günden güne güzelleşen Paris şehrinin belediye başkanı sol görüşlü bir partiye bağlı, eşcinselliğini gizlemeyen birisidir. Bu ne şehre zarar vermiş, ne de çalışanların huzurunu bozmuştur, normal herhangi bir usta yöneticinin yönetimindedir şehir. Paris belediye başkanı eşcinsel diye, şehirde ne fuhuş artmıştır, ne de eşcinsellerin yaşamları farklılaşmıştır. Çünkü Fransız toplumu farklı cinsel seçimleri saygı ile karşılamakta, kimse kimsenin yatak odası ile uğraşmamaktadır... Bugün Fransa'da PINKTV adı ile sürekli yayın yapmakta olan bir eşcinseller televizyon kanalı olduğu gibi, eşcinsellerin radyoları da vardır. Birlikte yaşamakta olan eşcinsellerin yasal hakları konusunda da iyileştirmeler yapılabilmesi için Avrupa Birliği çerçevesinde hayli yoğun çalışmalar yapılıyor. Hollanda'da eşcinsellerin evlilikleri yasallaşmış bile, yani birlikte yaşamakta olan eşcinseller vergi hukukunun eşlere sağladığı indirimlerden yararlandıkları gibi, evlilik hukuku anlamında miras sahibi olabiliyorlar, çocuk edinebiliyorlar. Bütün bu gelişmeler farklı cinsel tercihlerin huzurlu, özgür ve insan onuruna yakışır biçimde yaşamalarını sağlamıyor mu?

Türkiyeli insanların bu insanlardan farkı nedir? Hangi değerleri daha azdır ki Hortum Süleyman diye bir polisin dayağından kaçmak zorunda kalırlar, sokaklarda polis ile hırsız polis oynamak durumundadırlar ya da polis bir eşcinselin kesinlikle sığınmaması gereken tehlikeli bir mekândır... Farklı cinsel tercihleri olan insanlar neden olağan işlerde çalıştırılmazlar ve toplumun dışına itilirler, neden yaşamakta oldukları apartmanlarda huzurla yaşayamazlar ve itilip kakılırlar? Bütün bu olup bitenler toplumun bilinç altındaki gizli eşcinselliğin ortaya çıkışı olarak değerlendirilemez mi? Bunu uzmanların araştırması ve meselenin toplumla yüzleştirilmesi gerekmiyor mu?

Eşcinsellerin ve/veya farklı cinsel davranışları olan insanların rahat ve huzur içinde yaşamalarının en iyi örneklerinden birisini sergileyen Paris şehrinde, eşcinsellerin yoğunlukla yaşamakta oldukları mahalleleri olduğu gibi, her türlü farklı davranışın devam etmekte olduğu dernekler, barlar ve kulüpler de var. Bununla da yetinmeyip, her yıl eşcinsellerin düzenlediği dev bir ticaret fuarına da Paris şehri ev sahipliği yapıyor... Türkiye'deki farklı cinsel davranışları olan insanlar da artık huzur içinde ve toplumla kaynaşarak yaşamak istiyorlar...

Susanne Wolford / Paris

 

Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.