geçmiş zaman olur (mu) ki?! / Tekme tokat bindik trene...


"Oysa burası Hitler'in Almanya'sı değildi."

Kum saatinin içindeki kumlar gibi savrulmuştuk. 1981'li yıllarda her zaman olduğundan daha da fazla, daha da gaddar ve zalimce, yakaladıkları her yerde, evlerimizden, işyerlerimizden, bakkaldan, sokaktan, her yerden bir sürek avı başlamıştı bizlere; travesti - transseksüel ve geylere... Topladıklarını Sirkeci'deki o zamanki meşhur Sansar Han'a, yani emniyet müdürlüğüne götürdüler... Günlerce orada kaldık. 50 - 60 kişi, şiddet, eziyet, işkence; üstümüz başımız, saçımız sakalımız birbirine karışmış bir halde bindirdiler bizi minibüslere, ver elini Haydar Paşa garına sürükleyerek. Halkın çirkin sözleri arasında, tekme tokat bindik trene. Kapattılar kompartımanı; kapıları kilitlediler. Hepimizde ayrı ayrı korkular vardı. Akıbetimiz ne olacaktı? Ben o zamanlar bir film izlemiştim. “Cassandra Geçidi” diye. O an o film gözümün önünden geçti. Neyse... Sonra hareket ettik. Hemen kapıya koştuk. Kapı açılmıştı. Tam kapıyı açtık, sivil ahlâk polisleri koridorlarda tur atıyorlar. Gey arkadaşlar da, kollarından mühürlü olarak yerlerde oturuyorlardı. Epeyce gittik. Taa ki Kartal'a yaklaşınca tren yavaşladı. Yan vagondan birkaç arkadaş camdan atladılar. Oysa burası Hitler'in Almanya'sı değildi. Ne olduğumuzu biliyorduk; bizler insandık. Derken Pendik'e geldik. Tren durdu. Baktık polisler yok; o an beşer onar trenden atladık. Kimimiz sağa, kimimiz sola savrulduk. Koştuk, koştuk. Aç susuz, berbat durumda... Beş altı kişi yol kenarında yeni yapılan bir evin önünde durduk. Kapıyı çaldım; bir bayan açtı; su istedik. Kadın tam su verirken, öteki arkadaşları görür görmez “Yetişin komşular, kadın adamlar!” diye bağırmaya başladı. O zaman, sağdan soldan taşlar sopalar... Kaçıştık. Neyse, çıktık ana caddeye. Kırk elli dizildik caddeye, rengârenk palyaçolar gibi... Neyse, ben ve şu an hayatta olmayan Japon Arzu, bir harç arabasına binip döndük tekrar İstanbul'a. Tam o sırada, bir arkadaşımızı, elinde sopalı birkaç adam kovalıyordu. Zavallı, çığlık çığlığa kaçıyordu. Onu hâlâ merak ederim. Geldik Ümraniye Köprüsü'ne. Polisler arama yapıyor, geri dönen var mı diye. Tabii biz hemen eğildik. Sağ olsun şoför arkadaş anlayışlı bir beydi. Onlara inat, inadına girmiştik tekrar İstanbul'a.

kardelen

 

Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.