Transseksüelliğin tıbbi yanıyla ilgili herhangi bir yazıya başlamadan önce tanımların doğru yerine oturtulması uygun olacaktır inancındayım. Her ne kadar burada belirteceğim tanımlamalar genel olarak kabul görmüş olsa bile bunlara her geçen gün yenileri eklenmektedir. İnsan cinselliği kadar tarihte ancak son dönemlerde ön yargılardan uzak olarak değerlendirilebilen ve çeşitlilik açısından çok zengin olan bir konuda her geçen gün yeni tanımlamaların ortaya çıkması da çok doğal karşılanmalıdır. Örneğin bundan birkaç yıl öncesine kadar androgynephilia (androjenifili) diye bir kavram bilinmezken bugün artık sıkça söz edilir olmuştur. Her şeyin başında cinsellikle ilgili en doğru yaklaşım bir başkasına zarar vermediği, bir başkasını kendi arzu ve rızası dışında cinsel obje olarak kullanmadığı ve kendi türünün erişkinliğe ulaşmamış bireylerini ve diğer türleri ilgilendirmediği sürece sapkınlık olarak nitelenmemesi ve kesinlikle değiştirilmesi gerekmediği görüşüdür. Hepimizin bir kimliği olduğu gibi bir de cinsel kimliği ve cinsel rolü vardır. Money ve çalışma arkadaşlarına göre (1955) cinsel kimlik, özellikle kendinin farkında olma ve davranışlarda betimlenecek şekilde az veya çok kişiliğin erkek, kadın veya ambivalent olarak algılanması, özdeşleşmesi ve süreklilik göstermesidir. Cinsel rol ise kişinin kendine veya diğer kişilere erkek, dişi veya ambivalent olduğunu belirtmek için söylediği veya yaptığı her şeydir. Bu “her şey” kavramı cinsel uyarılma ve yanıtı da içerir, ancak sadece bununla sınırlı değildir.(1) Cinsel kimlik, cinsel rolün kişinin özünde vurgulanması ve cinsel rol de cinsel kimliğin toplumsal vurgulanmasıdır. Dikkat edecek olursak sınıflamalar yapılırken erkek, dişi ve ambivalent olarak söz edilmektedir. Aslında %100 erkek veya %100 kadın bulunmamaktadır. Ancak bir kadındaki erkekliğin veya bir erkekteki kadınlığın yüzdesi çok düşük olduğunda o kişi erkek veya kadın olarak kabul edilmektedir. Buna karşın yüzdeler biraz büyüdüğünde ambivalentlik söz konusu olabilmektedir. Cinsel kimlik ve toplum tarafından biçilmiş olan cinsel rol arasında bir uyuşmazlık olduğunda, kişi bu rolü benimseyemediğinde ortaya farklılıklar çıkmaya başlamaktadır. İtiraf etmek gerekir ki bu farklılıklar toplum tarafından ne kadar çok dışlanır ve anlaşılmaya çalışılmazsa o kadar da çok kişinin kendi içinde ve toplumda çatışmalar yaşanmaktadır. Transseksüellik, biyolojik cinsel gelişimini tamamlamış kişinin karşıt cinsle özdeşleşmesi; kendini karşı cinsin bir üyesi olarak kabul etmesidir. Bu inanca kişinin birincil ve ikincil cinsel karakterlerini karşı cinse benzemek amacıyla değiştirmek arzusu eşlik eder ve bu duygu kesin, aşırı dozda ve değiştirilemezdir. Birincil cinsel karakterler kişinin cinsel üreme organları yani rahminin veya testislerinin olmasıdır. Penis veya vajina birincil cinsel karakterler değildir. İkincil cinsel karakter ise penis, vajina, cinsiyete göre vücut kıllanması, erkek veya kadın tipi memeler vs.dir. Erkekten kadına transseksüel kişi, kendini ruhsal olarak tamamen bir kadın gibi hissederken, bu kadın ruhunun bir erkek bedeninde tutsak olduğunu düşünür. Transseksüel kişi ancak kadın olarak yaşadığında kendini birazcık olsun rahat hissetmektedir. Kadın gibi giyinmek onda herhangi bir cinsel arzu veya uyarılma yaratmaz, çünkü aslında olması gereken durum budur zaten. Bazen bunun tam tersi de olabilir. Ruh erkek fakat vücut kadın olabilir (kadından erkeğe transseksüel). Bu tersi durum toplumumuzun ataerkil yapısı nedeniyle toplum içinde daha rahat kabul görebilir ve daha rahat kendine bir yaşam alanı sağlayabilir. Transseksüeller de kendi içlerinde ikiye ayrılabilirler. Ameliyatla arzuladıkları cinsiyete kavuşmuş olanlar post-op; yani ameliyatlı transseksüel ve cinsiyetini en azından henüz değiştirmemiş olanlar da pre-op; yani ameliyatsız transseksüel olarak adlandırılmaktadır. Gerçek transseksüel var olan cinsel organını reddetmekte ve hatta nefret etmektedir. Ancak bu organdan kurtulup gerçek ruhsal cinsiyetine uygun bir organa kavuştuğunda huzur bulabilecektir. Transvestit, karşı cins gibi giyinmekten ve davranmaktan haz alır. Bu tür davranış o kişide cinsel zevk uyandırır. Bu kişi aslında cinsiyetinden memnundur ve cinsiyetini değiştirmeyi pek düşünmez. Genellikle toplumsal, ekonomik baskılar nedeniyle kimi zaman cinsiyetini değiştirmek zorunda kalabilir. İngilizcede bu kişilere genellikle crossdresser yani karşıt giyinen de denmektedir. Transseksüelliğin nedenleri halen kesin olarak bilinmemektedir. Tipik bir insani durum olan cinsel kimlik, sadece hormonlarla veya yetiştirme ile açıklanamaz. Bilim biyolojik cinsiyet-cinsel kimlik uyuşmazlıklarını açıklayabilecek ve bir temele oturtabilecek teorik bir modellemeden henüz çok uzaktadır. Tıbbi olarak transseksüel tanımını koyabilmek için DSM-IV kriterleri kullanılmaktadır. Buna göre bir kimseye gerçekten transseksüel diyebilmek için
-Kişinin anatomik cinsiyeti ile ilgili rahatsızlık duyması ve uyumsuzluk hissetmesi
-Kişinin cinsel organlarından kurtulup karşı cins gibi yaşama isteği
-Bu durumun sadece stressli dönemlerle kısıtlı kalmayıp en azından son 2 yıldır devam ediyor olması
-Fiziksel bir ara cins veye genetik anomalinin olmaması
-Şizofreni gibi herhangi bir ruhsal hastalıkla ilişkisi bulunmaması gereklidir.
Transseksüalizme eşlik eden ruhsal bozuklukların bulunması durumunda uygun psikiyatrik tedavi şarttır, ancak yeteri kadar tedavi edilmiş psikiyatrik bozukluklar gelecekte cinsiyetin yeniden belirlenmesi için bir engel olmayacaktır. Eğer cinsel kimlik problemi, herhangi bir ruhsal bozukluğa bağlı değilse cinsel kimliğin yeniden belirlenmesi diğer psikiyatrik belirtileri bile ortadan kaldırabilir. Tıbbi veya psikolojik meslek grupları tarafından transseksüalizm için herhangi, standart bir bakım şeması belirlenmemiştir. Ancak, The Harry Benjamin International Gender Dysphoria Association, hormonal ve cerrahi açıdan cinsiyetin yeniden belirlenmesi için başvuran adaylara sunulabilecek uygun bakımla ilgili en az gereksinimleri içeren ve "Benjamin Standartları" adı altında, halen tüm dünyada kabul gören kesin bir rapor bildirmiştir(2). Bu raporu ayrıntılı biçimde 2. sayıda ele alacağız.
Kaynaklar
1. Money J, Ehrhardt AA. Man and woman, boy and girl. Baltimore, Johns Hopkins University Press (1972) p 4.
2. Harry Benjamin. Standards of Care: The hormonal and surgical reassignment of gender dysphoric persons.
dr. renaud paris
|