geçmiş zaman olur (mu) ki!? / Pınar


Merhaba sevgili arkadaşlar, merhaba sevgili Gacı okurları, merhaba sağlık, merhaba yeni gün, merhaba gece, merhaba kalp kıran dostlar, merhaba. toz pembe hayatlar, merhaba rüyalar ve merhaba ölüm!

Evet, çok soğuk ve de korkunç dört harf: ölüm... Hemen yanıbaşımız, komşumuz Irak'ta hergün onlarca canlı yok olmakta. Yalnızca Irak'ta da değil; ölüm tüm her yerde...

Ölüm ateş gibidir, düştüğü yeri yakar. Biz travesti ve transseksüeller için de... Bizler çok nadiren ecelimizle ölürüz. Tıpkı bedenlerimize, kimliklerimize karıştıkları gibi ölümlerimize de karışırlar. Kah domuz bağıyla, kah kurşunla, kah boğarak, kah bıçakla, kah üstümüzden defalarca geçerek arabayla, kolay kolay izin vermezler yaşlanmamıza.

Ama bizler yok olmadık. Hep vardık, insanlık varolduğu sürece de varolacağız. Tevrat, İncil, Kur'an bizi dışladıkça dışladı, yoksaydı, tanrıyı hep kendilerince kullandı. Çingene dedi yaktı, yahudi dedi yaktı, eşcinsel dedi katletti. Zenciyi köle, aslanları terbiye etti. Ayıların burnuna halka taktı. Bir yandan “Cennet anaların ayakları altında” deyip, diğer yandan töre deyip, namus deyip linç etti.

Adaleti hep kendi terazilerinde tartmadılar mı? Secdeye kapanarak, kilisede günah çıkararak, havrada ayin yaparak ensest ilişkide bulunmadılar mı? Adalet mülkün temelidir diyerek, mülkü yandaşlarına temel etmediler mi? Elbette “tanrılara, kutsallara, azizelere, büyüklere, devlere, ulu manitu'ya dokunma!” derler. Devler kolay yıkılır, yeter ki cüceler akıllarını kullansınlar.

Ölüm dedim. Daha dün aramızdaydı Pınar. Pınar'ımız geçenlerde vefat etti. Evinde, kendi yatağında. Ailesi defnetti. Çok hanım hanımcık, espirili, saygılı bir kızdı. Bana hep “kadın lubunya” derdi. Bayram sokak'ta çalışıyordu. Gençti; daha baharındaydı.

Biz gacılar gelenek, göreneklerimize bağlıyızdır da. Pınar'ın mevlütünde yaşadık. Başta aynı evde beraber çalıştıkları, iş arkadaşları olmak üzere, 60'a yakın gacı toplandık. Hep derim: biz gacılar dünyanın en kalabalık ailesiyiz. Gurur verici bir tabloydu.

Çalıştığı ev saygıdan 7 gün açılmadı. Işıklar sabahlara kadar yandı. Sanki Pınar hiç ölmemiş, Bayram Sokak'taki 18 no'lu binanın birinci katında hala yaşıyormuş gibi... “hişt beyim! bakar mısın?” der gibi, o ışık 7 gün 7 gece yandı. Bravo Buse'ye, Arzu'ya, Burçay'a, Zeynep'e, Gözde'ye, Bayram Sokağı'nın tüm sakinlerine; saygının en yücesini gösterdiler. “Bizi unutma, dua et, senden sonra gelenler de ecelleriyle gelsinler.” der gibiydiler.

Şimdi artık kim “kadın lubunya” diyecek bana? Nur içinde yat Pınar. Ve senin gibi nice pınarlar, melekler, hayatlar, kaderler, efsaneler...

kardelen

 

   
Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.