İstanbul'u fethetme hayalleriyle karadan çıkartma yaptığım ilk gün soluğu Lambda'da aldım. İçeriye girdiğim andan itibaren ise fethedilen benim Laço gönlüm oldu. Toplumsal cinsiyet gelişimini yurt dışında tamamlamış bir Lambda genci olarak, hem oradaki laçoluk deneyimlerimi aktarmak, hem de burada yaşayan gacı ve laçoların öykülerini dinlemek için yanıp tutuşuyorum. Bu ilk yazımda ise “tanışayim, kaynaşayım” istedim:
Ben, hatırladığım en küçük yaşlardan beri “kız” kimliğini kabul edememiş bir Laço'yum. Bunun yanında, sapına kadar feministim, trans olmamla gurur duyuyorum, kadın/erkek “ikilemini” yetersiz ve kısıtlayıcı buluyorum, bu vesileyle de “Gacı” ve “Laço” terimlerini dilimize kazandıran herkesi defalarca tebrik edip, en güzel yerlerinden şehvetle öpüyorum.
Türkiye'ye geldim geleli en büyük derdim iş bulmak. Ülkemizin büyük çoğunlugu için zorlu bir mücadele olan iş arayışı, heteronormatif olmayan bizler içinse neredeyse imkansız bir arbedeye dönüşüyor. Ben yurt dışında mühendislik eğitimi almış olmama rağmen, git gide umutsuzluğa düşüyorum. Hayir, ritim gücüme veya dötüme güvenebilsem, strip klüplere “go-go boy” olayım diycem ama ne yazık ki o da yok. Bizlerin çalışma alanları bu kadar kısıtlanmış ve yaşamlarımız bu kadar marjinalleştirilmişken, en yakın arkadaşlarımın bile ¨İyi de transseksüeller bu derece seks düşkünü olup, bu kadar açık saçık giyindikten sonra kabul görmeyi nasıl bekliyorlar” demeleri çok ağırıma gidiyor. Valla hayret, demek şort yerine bermuda giysek ülkeye başbakan bile olabilicez. Dolayısıyla da Türkiye'de bulunduğum süre içinde yoğunlaşmak istediğim konuların başında “çalışma haklarımız” geliyor.
Henüz herhangi bir ameliyat olmadım veya hormon tedavisi görmeye başlamadım. İleride ne yapacağım belli olmaz ama şimdilik 26 yaşıma rağmen, sokakta taş çatlasa 18 - 20 yaşlarında yımırta gibi oğlan kategorisinde algılanıyorum. Yaşımın çok genç algılanışı ve ülkemizde yaşı genç olanların kaale alınmayışı sebebiyle pek kaale alınmıyorum. Fakat hali hazırda gayet sınırlı olan “Laço” kimliğimin görünürlüğünü, testosteron vurup sakal çıkardıktan sonra tamamen kaybedebileceğimi düşündükçe 'yımırta'lığımda huzur buluyorum. Trans'lar için görünebilirlik çift taraflı bıçak olmasına karşın, özellikle Türkiye gibi kapalı toplumlarda, eşcinsel hareketin güçlenebilmesi ve hetero olmayan bireylerin yalnız olmadıklarını farkedip yüreklenebilmeleri için görünürlüğün çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca, başlarda da söylediğim gibi kadın/erkek ikilemine kafam girsin; dönüşümünü tamamlamış veya tamamlamamış, dönüşmek isteyen veya istemeyen her tür Gacı ve Laço'ya sesleniyorum: yalnız değilsiniz, kral sizsiniz :)
sinan
|