İnanamıyorum, dergimiz çıkalı tam iki sene olmuş? Kulağıma gelen kinayeli gülüşlerinizi şimdilik duymazlıktan geleceğim. Çünkü her devasında okuduğunuz o serzenişlerden birini yazmayı düşünmüyorum.
Hayatın bazı seçimlerden ibaret olduğunu biliyorduk. Her tercihin bir vazgeçiş olduğunu bildiğimiz gibi. Bilmeyenlere ikinci sayımızın giriş yazısından bir alıntı yapmak istiyorum: “Kimi okurlarımız da 'neden fotokopi gibi?' diye sordular. Eh! Görsel açıdan Cosmopolitan gibi olmayı biz de isteriz ama 'içerik' açısından asla!.. Gacı'nın içeriğini en iyi yansıtacak görsel biçimin böyle olduğunu düşünüyoruz. Asi ve siyah-beyaz…” Bu gönderme daha ikinci sayıda bize dudak büken arkadaşlara istinaden yazılmıştı. Çünkü amacımız yermek değil, gerçeği yansıtmaktı. Uyuşturmak değil, ayaklandırmaktı. Tabi hanımlığımızı koruduğumuz sürece!
Önceleri sizi sıktığımızın farkına varamadık. Sıktığı kadar uzaklaştırdığını da. Bu uzaklık çoğu zaman çekilmez oldu. Çekilmez olduğu kadar acıttı. Acıysa vücudumuzdan akan meni taneleri gibi doğmamış çocuklarımıza selam verdi. Gülercesine! Zamanla onları da atlattık. Çok çatıştık. Her şeyin karşıtına gebe olduğunu bile bile karşımıza çok şeyi aldık. Kime, neye, neden, seslendiğimizi duyurana kadar; bizi okuduğunuzu, bizle bizi paylaştığınızı bilelim dedik. Hele bunun ne kadar zor bir şey olduğunu düşününce!
Artık daha olgunuz. Tam iki yaşındayız. Ve derginin hala elinize geçmediğini varsayarak ileride bir gün karşınıza çıkacağımızı umut ediyoruz. O buluşma anına kadar dergimizin daim olmasını diliyorum. Nice mutlu yıllara Gacı'm!
sürmelican
|