ebruli / sireli yeğpayris / sevgili kardeşim...


Değerli aydın Hrant Dink'i de katlettiler. Bu ülkede yaşayan azınlıklardan Ermeni halkının öz değerlerinin savunucusuydu aynı zamanda. Böyle değerleri yitirdiğimizde çokça üzülüyoruz. Bir de korkuyoruz, korkmuyoruz dersek yalan olur. Farklı olana, farklı düşünene hiç tahammülü olmayan kara bir el hep azınlıklara, ezilenlere uzanıyor. Ermeniler, kürtler, eşcinseller, biz travesti-transseksüel gacılar sürekli bu elin gölgesi altındayız. Orhan Pamuk'a, Elif Şafak'a, Hrant Dink'e açılan davalar, bu davalar sırasında uğradıkları saldırılar, İmralı'ya giden kürtlerin otobüslerinin Bilecik Söğüt'te yakılması, yurdun her yerinde yaşanan linç girişimleri, misyoner diye vahşice öldürülenler, Bursa'da 1. eşcinsel buluşmasına gittiğimiz zaman bizim maruz kaldığımız linç girişimi, dernek binasında 3-4 saat mahsur kalmamız, Bursa'dan, bizim ülkemizin bizim şehri olan Bursa'dan apar topar çıkarılmamız... Linç kültürünün bu kadar yükselmesi... Açıkçası korkuyorum; faşizmi ensemde hissediyorum artık.

Hrant Dink'i katleden katil dışarıdan gelmedi ki. O katil yaratıldı. Benim arkadaşlarımı domuz bağıyla öldüren katiller de bu ülkeden çıktı. Tek ulus, tek millet, tek bayrak, tek tip insan, kadın ve erkek diyerek farklı olanı yok etmeye dayalı bir milliyetçilik, yani faşizm sürekli tırmandırılıyor. Korkarım bu tür cinayetler sürecek. Gözlerini kin bürümüş bu katillerin “vurun kahpeye, vurun ibneye” diyerek günün birinde benim, otobanlarda gecenin geç saatlerinde ekmeğini kazanmaya çalışan travesti ve transseksüel arkadaşlarımın karşısına çıkmayacağın garantisi var mı? İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı bu ülkede. Bir insanın en kutsal hakkı olan yaşam hakkını elinden almanın gerekçesi ne kadar kutsal olabilir? Hrant Dink'in ailesine ve Ermeni halkına baş sağlığı diliyorum.

ebru

 

 

   
Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.