bakış / ben bir öğretmenim ve de transseksüel!


İlk başta kulağa garip geliyor değil mi? 'Transseksüel bir öğretmen...' Alışmıştık gey, biseksüel ya da lezbiyen öğretmen terimlerine. Peki, nasıl olur da bir transseksüel öğretmen olabilir? Valla öyle bir oluyor ki… İşte ben ve hikayem:

Mesleğime altı yıl önce başladım. Hevesler, umutlar ve hayallerle… Her ne kadar içimde korkular olsa da… Evet, korkularım vardı: anlaşılma, deşifre olma ve sonunda işimi kaybetme korkusu… O zamanlar yasal düzenlemeler ve haklardan pek haberdar değildim. Bu altı yıl süresince mesleğimi kaybetmedim ama ruhumdan, benliğimden ve huzurumdan birçok şey koptu gitti. Yani korkularım galip geldi. Nasıl mı?

Her şeyden önce yaradılışınızda var olan 'efeminelik' sürekli bir sorun teşkil ediyor. Yüzünüze söylenmese de arkanızdan bol bol 'Bu ne ayak acaba?', 'Oğlan herhalde…', 'Kesinlikle yumuşak,' deniyor elbette. Hayır, hiçbiri değil. Transseksüelliğin artık normal bir olgu olduğu tıp literatüründe bile çoktandır kabul ediliyor. Peki, ya ülkemizde durum nasıl? Bunu içinde bulunduğum eğitim camiasından örnek vererek açıklayacağım.

Varlığımıza asla tahammül edemiyorlar. Hatta bizim boşuna para aldığımızı bile düşünüyorlar. Sen bir erkeksin, erkek gibi olmalısın. Teneffüste öğretmenler odasında futbol ve araba muhabbeti yapmalısın. Öğrenci seni sevdiği kadar senden korkmalıdır da… Lacivert takım beyaz gömlek giyip, bacağını aça aça yürümelisin. Enseden asker tıraşlı olup, jöle ya da parfüm kullanmamalısın. Kadınsan da kadına yakışır davranıp, hanım hanımcık olmalısın. Ev işi ve yemek muhabbeti yapıp, çocuk yetiştirme konularının dışında konuşmamalısın.

HASSSİKTİRİN!!! Normal görünen anormal sürüsü!

Bizim ikiyüzlü toplumda 'normal' görün de ne bok yersen ye. Vay efendim neymiş; ben öğrenciye kötü örnek teşkil ediyormuşum. Saç modelim, bakımlı olmam, kibar olmam, sevecen olmam, saçma sapan futbol - araba muhabbeti yerine ülke ve gençlik sorunlarına eğilmem, kadın hakları konusunda duyarlı olmam, özgürlükçü ve eşitlikçi olmam vs. vs. vs.

Peki, onlar ne kadar normal? En azından o iğrenç heteroseksistler gibi bir elimde sigara, diğer elimde sopa, ortada dolaşmıyorum, öğrencilerin benliğini ve gururunu alaşağı edecek hakaretler etmiyorum, zamanında dersime girip iki kelime de olsa bir şeyler verebilmek için çırpınıyorum. Sonuçta aldığım yine de: Sen karı kılıklısın ve okula yakışmıyorsun. Peki, ben boşuna mı eğitim aldım? Boşuna mı üniversite amfilerinde dirsek çürüttüm? Ulan, beni yok sayan bu devletin ve onun iğrenç militarizminin dayatmalarına boyun eğip, her türlü tacize katlanarak askerlik bile yaptım be! Daha ne olsun?!

Bu sene başında yaşadığım bir olayı anlatarak yazıma son vereceğim. Okulun ilk günleriydi. Müdür bey beni odasına çağırttı. Gittiğimde benimle konuşmak istediği bir konu olduğunu söyledi. Öğrencilerin beni kıza benzettiğini ve bu durumdan rahatsız olduğunu belirtti. Belirtmekle kalmayıp işi hakaret noktasına getirince, artık ben de koptum. Öğrencilerin sadece yüz hatlarımdan dolayı beni kıza benzetmelerinin hiç umurumda olmadığını, insanın ana karnındayken fiziksel özelliklerini asla belirleyemeyeceğini, sonuçta okula etek giyip ya da makyaj yaparak gelmediğimi ve semte göre öğretmen atamasının yapılmadığını söyledim.

En zor olanı… Normal görünen bu anormal heteroseksistlerin bu yıldırma ve pes ettirme politikalarıyla bir ömür boyu yüz yüze geleceğimiz gerçeği. Yine de bu gerçek bizi inandığımız gibi yaşamaktan alıkoymayacak.

Bircan B.

 


 

   
Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.