Sözlerime yıllardır tekrarlanan operasyonlarla başlamak istiyorum. Mayıs ayı ortalarında Takvim gazetesinin büyük puntolarla attığı “REZALET” başlığı üzerine... Yine “bahar temizliği” yapıldı bu haber üzerine. Sayıları yüze ulaşan travesti ve transseksüel gözaltına alındı. Sonra da evlerin çoğu mühürlendi.
Bu tür operasyonlar yıllardır yapılıyor. Bahar temizliği, bayram temizliği, yılbaşı temizliği, 1 Aralık Dünya AIDS günü temizliği; yok Başbakan geldi, yok vali geçiyor, yok yabancı devlet başkanı geliyor. Hep halının altına süpürülüyoruz.
Beyoğlu polisi buradan gidin başka semte, oranın polisi buradan gidin, hep aynı terane. Yıllar önce yaşadığım bir olay aklıma geldi. Beyoğlu karakolundaki polislerden biri, “Beyoğlu'nu terk edin, buradan gidin” deyince
- "Eee nereye gideceğiz" dedim.
- "Şişli bölgesine gidin" dedi.
-"Oranın polisleri de Beyoğlu bölgesine gidin diyor" dedim.
-"Eee peki dağ başına mı gideceğiz" diye sinirlenerek cevap verdim.
- "Boşuna ağzınızı yormayın sizden önceki polisler de aynı sözleri söylüyorlardı"
-"Sonuçta bizler buradayız. Sizlerin başka bölgelere tayininiz çıkıyor. Siz gidiyorsunuz, bizler burada kalıyoruz", dedim.
polis durdu, düşündü.
-"Doğru haklısınız" dedi. "Sizler burada kalıyorsunuz, bizler gidiyoruz"...
Ne operasyonu olursa olsun, her bahar temizliği sonrasında bizler İstanbul sokakları ve caddelerinde yine varız. Seks işçiliği yaparak hayatımızı sürdürmek zorundayız. Diğer iş alanlarında çalışma hakkı vermiyorsunuz. Seks işçiliğini de yaptırmamaya çalışıyorsunuz. Eee yani insanlar taş mı yiyecek! Yıllardır devlete, hükümete, yönetenlere alternatifler sunduk.
Hala hiçbir tık yok, hep aynı yöntemler, aynı şiddet ve işkence... Bitsin bu zulüm, bitsin bu ayrımcılık diyoruz. Bir sonraki Gacı dergisinin temel konusu çalışma hakkı, diğer iş alanlarında var olma hakkı olacak. Dileğim işkenceye “gerçekten” sıfır tolerans...
Demet Demir
|