iğneli gacı / bahar temizliği "rezaleti"!


istanbul 10 mayıs sabahı takvim gazetesinin “REZALET!” manşetiyle sarsıldı. kentimiz korkunç bir felaketle karşı karşıyaydı. karanlık çöktüğünde travestiler bütün kenti ele geçiriyorlar ve ailelere yaşam hakkı tanımıyorlardı. vatandaş evinden çıkmaya korkar hale gelmiş; istanbul fuhuş rezaletine teslim olmuştu. bu ahlaksızlığa kim dur diyecekti.

baş sayfanın dörtte üçünü kaplayan haberin 13. sayfadaki devamında yine aynı tümceler yineleniyor ama önemli bazı ayrıntılar! da haber içine serpiştiriliyordu. türkiye'nin en büyük ve en kozmopolit şehri istanbul, kapkaç terörü, gasp ve hırsızlık belalarının yanı sıra, şimdi de travesti kabusuyla sarsılmaktaydı. son dönemde kentin kanayan yarası haline gelen travesti sorunu, artık iyice kangrenleşmişti. büyük çoğunluğu ahlaki çöküntü yüzünden kadın kılığına girerek fuhuş yapmayı tercih eden bu insanlar, artık bütün İstanbul'a yayılmıştı. hava kararınca evlerinden dışarı çıkmaya korkar olan vatandaşlar, travestilerin hastalık saçtığını, ne utanmaları ne ahlakları olduğunu, çoluk çocuklarının yüzleri gözlerinin açıldığını (aynen böyle yazıyor haberde), ellerinden bir şey gelmediğini çünkü travestilerin çok saldırgan olduklarını, falçata ve bıçak taşıdıklarını -sık sık!- belirtmekte ve devletin bu konuda kalıcı bir çözüm üreterek bu rezaleti ortadan kaldırmasını beklemekteydi.

tesadüf bu ya, tam da o günlerde şampiyonlar ligi finali istanbul'da oynanacak, dünyanın gözü bizim üzerimizde olacak, binlerce turist akın ederekten en büyük ve en kozmopolit kentimize milyon dolarlar bırakacaktı. tez elden bir şeyler yapılması gerekti; ahlaki çöküntümüz dünyanın gözü önüne serilmemeliydi. emniyet güçlerimiz “bu ne hız!” dedirtecek bir çeviklikle haberin hemen ertesi günü, yani 11 mayıs akşamı büyük bir operasyona girişerek, travesti, gey, hayat kadını demeden 100'e yakın kişiyi göz altına aldı. 12 mayıs günü hürriyet gazetesinde yer alan haberden öğrendiğimize göre operasyonun adı “bahar temizliği”! idi.

ilk sayımızdaki “geçmiş zaman olur (mu) ki” köşemizi okuyanlar anımsayacaklardır. Kardelen ablamız bundan tam 20 yıl önce, meşhur habitat toplantısı öncesi yapılan temizlik! operasyonlarından bir kesit anlatıyor ve sözlerini şöyle sonlandırıyordu: “onlara inat, inadına girmiştik tekrar istanbul'a”.

vatandaşlarımızın kalıcı çözüm bekledikleri devletimizin ve onun kurumlarının son 20 yılda toplumsal sorunlara yaklaşımının hemen hiç değişmediğini gösteren sosyolojik bir olayla bir kez daha karşı karşıyayız. hayatında hiçbir toplumsal olaya, olguya kahvehane bilgisi ve yaklaşımı dışında yaklaşmamış bilgi özürlü bir gazeteci -medya- ve de “bahar temizliği” adı altında “pislikleri!” sürekli halının altına süpürme görevini becerme ironisi devletimizin “sosyal” niteliğini ele vermiyor mu?

“vermiyor” diyenlere 12 haziran 2005 / radikal gazetesinden alıntıyla farklı bir yaklaşım örneği:

“Berlin, Dünya Kupası'na her yönden hazırlanıyor. Gelecek yıl Almanya'da düzenlenecek olan organizasyonda fahişe sayısında artış olacağını hesaplayan Alman Hükümeti, şehirde 100 bin bedava prezervatif dağıtmayı planlıyor. Berlin'de oynanacak altı maç boyunca takımlarını desteklemek için gelecek erkeklere yine Alman Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmış 'Fahişe müşterileri için 10 kural' broşürleri dağıtılacak. Broşürlerde müşterilerden fahişelere kibar davranmaları, kişisel hijyen konusunda dikkatli olmaları, her zaman prezervatif kullanmaları ve ne istedikleri konusunda net olmaları mesajı veriliyor. Etkinlik çerçevesinde ayrıca güvenli seksi vurgulamak amacıyla prezervatif kostümü giymiş bir kadın Olimpiyat Stadyumu'nda görevlendirilecek. Dünya Kupası sırasında Berlin'de Almanya'nın diğer kentlerinden gelenlerle birlikte yaklaşık 40 bin hayat kadınının müşteri avına çıkacağı hesaplanıyor. Kentte fahişelere yönelik artan talebi karşılamak için otomobille gelinen 'seks garajları' kurulması da gündemde. Stern dergisindeki habere göre 2001 yılında yasadışı fuhuşun önlenmesi ve seksin sokaklardan uzaklaştırılması amacıyla Köln kentinde benzer bir tesis kurulmuş, bunun için futbol sahası büyüklüğünde dev bir alan ayrılmıştı.” (BBC)

yoruma gerek var mı? biz tam bu haberin yarattığı travmayı atlatmaya çalışırken 7 temmuz 2005 günü posta ve milliyet gazeteleri devletimizin bulduğu yeni çözüm yolunun müjdesini verdi. istanbul emniyet müdürlüğü, otoyol kenarlarında müşteri bekleyen ve çirkin görüntü oluşturan travestilere karşı robocop gibi giyinecek özel bir tim kurmuştu.

ankara'daki timin adı “balyoz”, bakalım istanbul'daki timin adı ne olacak diye meraktan çatır çatır çatlarken de 10 temmuz günü hürriyet'te yer alan küçücük! bir haberden öğrendik ki 8 temmuz gecesi robocop giyimli timler ve yaklaşık 150 polis merter ve civarında travesti operasyonu (avı!) yapmış, yol kenarındaki ağaçlık alanları didik didik aramalarına rağmen operasyon sonucu sadece 1 travesti yakalanabilmiş.

allaım, bıktım ağlamaktan, ben de gülmek istiyorum ama böyle değil allaaaıııımmmm.

serap

Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.