Tıp tarihi boyunca tıbbi camianın büyük bir bölümü transseksüelliği aynı eşcinsellikte olduğu gibi, bir ruhsal hastalık olarak değerlendirmiştir. Buna karşın, yüzyılın ilk çeyreğinden sonra kimi uzmanların konuya farklı bir bakış açısıyla yaklaştığını da görüyoruz. Bu uzmanlardan biri olan Dr. Harry Benjamin, yıllarca ABD'de transseksüelleri gözlemlemiş, muayene ve tedavi etmiştir. Uzun süreli, net deneyimlerinin sonucunda 1966'da "The Transsexual Phenomenon" yayımlanmıştır. Bu çalışma sayesinde transseksüellikle ilgili “daha anlamaya yönelik” bir görüş yerleşmeye başlamıştır. Kendisini onurlandırmak için transseksüellerle ilgilenen tüm dünyadaki uzmanların bulunduğu organizasyon The Harry Benjamin International Gender Dysphoria Association olarak adlandırılmıştır.
The Harry Benjamin International Gender Dysphoria Association, hormonal ve cerrahi açıdan cinsiyetin yeniden belirlenmesi için başvuran adaylara sunulabilecek uygun bakımla ilgili en az gereksinimleri içeren kesin bir rapor bildirmiştir (Bakım Standartları / Standards of Care: The hormonal and surgical reassignment of gender dysphoric persons. Arch of Sex Behav (1985) 14:79-90.)
Bu şema üç aşamalı olarak ele alınmaktadır.
1. Cinsiyetin yeniden belirlenmesi için başvuran aday, cinsiyet problemlerinde deneyimi olan bir psikolog veya psikiyatriste yönlendirilir. Olasılıklar, girişim, olması mümkün olmayanlar ve cinsiyet değişiminin sonuçlarını içeren çok geniş bir bilgi yazılı olarak adaya verilir. Yapılan görüşmeler sırasında adayın motivasyonu, arzuları, ailevi geçmişi, cinsel tutumu ve özgeçmişi ile ilgili bilgiler toplanır. Bu aşamada detaylı bir tıbbı geçmiş, fizik muayene ve laboratuvar testleri (cinsiyet hormonları, karaciğer enzimleri ve gerekli görüldüğünde diğer testler) gerçekleştirilir. Psikolog aday ile olası tüm sonuçları konuşur ve beraberce ikinci aşamaya geçilip geçilmeyeceğine karar verilir. Başvuranların yaklaşık olarak %40 kadarı bu aşamada cinsiyetin yeniden belirlenmesi işleminden vazgeçmektedir. Bu vazgeçenlerin çok az bir kısmı başka merkezlere başvurmakta ancak çoğu bazen 8-10 yıl sonra yeniden başvurmaktadır.
2. İkinci aşamayı gerçek yaşam teşhis testi oluşturmaktadır. Bu test ilk kez Money ve Ambinder (1978) tarafından önerilmiştir. Kendi kendine teşhis prensibine dayanarak bu test adayın arzuladığı cinsel rolde en azından iki yıl süre ile yaşamasını gerektirmektedir. Bu aşamanın başında karşı cins hormonları verilir ve erkekten kadına transseksüeller için epilasyon ve ses tedavisi başlatılır. Bu süre içinde her 6 hafta veya 2 ayda bir aday psikolog tarafından konsülte edilerek izlenir. Aday her 3 ayda bir fizik muayeneden geçirilerek şikayetler ve fiziksel değişiklikler kaydedilir. En azından yılda bir kez karaciğer enzimleri ve prolaktin düzeyinin belirlenmesi için kan testleri uygulanır. Şikayetlere ve yeterli olmayan sonuçlara göre hormon tedavisi değiştirilebilir. Hormon tedavisini ve yeni cinsel kimlikte yaşamaya başlamayı izleyen 18 ay sonra cerrahi önerilmeden her aday ekip tarafından değerlendirilir. Sadece yeni cinsel kimliklerinde cinsel problemlerinde bir azalma algılayan adaylara cerrahi önerilir. Eğer çekirdek problemin başarılı bir şekilde azaldığına ilişkin şüpheler saptanırsa cerrahi bu durum giderilene dek ertelenir.
3. Yukarda belirtilen tüm kriterler yerine getirildiğinde aday bir plastik cerraha yönlendirilir. Ameliyatın tam teşekküllü bir hastanede gerçekleştirilmesi zorunludur ve mümkün olduğunca adayın sosyal çevresine en yakın yerde gerçekleştirilmesi arzulanır. Böylece adaya mümkün olan en fazla sosyal desteğin verilebilmesi sağlanmaya çalışılır. Ameliyat sırasında psikolojik yardım psikolog ile koordineli olarak hemşire ekibi tarafından verilir.
Ameliyat sonrasında transseksüellerin çoğunluğu profesyonel psikolojik destekten kaçınmaktadırlar. Bunun nedenleri olarak bir çok etken gösterilmiştir. İlkin çoğu transseksüel ameliyattan sonra cinsiyetin yeniden belirlenme ve düzeltilme sürecinin sona erdiğine inanmaktadır. Ancak daha sonra sosyal ve psikolojik değişimlerin yaşamlarına entegre edilmesinin 2-5 yıl daha aldığını kabullenmektedirler.
dr. renaud paris
|