bakış / Fuhuş kader ya-pıl-dı!


Soru: “İşyerinizde travesti çalışabilir mi?” Cevap:“Çalışamaz” ya da “Bilmem ki... Çok zor bir soru” Sonuç: Fuhuş kader yapıldı.

Travesti ve transeksüeller neden sadece seks ve gece hayatının bir parçası oluyor ve öyle görülüyorlar? Bazılarının ellerinde diplomaları ve sahip oldukları meslekleri olduğu halde neden seks işçiliği dışında başka bir işte çalışamıyorlar? Fırsatını buldukları ilk platformda, fuhuşun kendileri için adeta kader yapıldığını dile getiren Travesti ve transeksüeller doğru mu söylüyordu? Biz de kalktık, bu tezi araştırmak üzere neredeyse konunun ulaşabildiğimiz bütün muhataplarıyla görüştük. Önce meslek sahibiyken bir gün ansızın kendini otostopta bulan travestilerle, ardından aralarında Koç Holding, Hürriyet Gazetesi, oteller ve restoranların da bulunduğu işverenlerle görüştük. Ve ne yazık ki Travesti ve transeksüeller için geçimlerini sağlamak adına fuhuştan başka açık kapı bırakılmadığı, yani diğer bir söylemle fuhuşun kader yapıldığı ve bu kötü kaderin daha uzun yıllar ülkemizde devam edeceği acı gerçeğiyle karşılaştık.

Sizi polisler kovalıyor. Ben nasıl çalıştırayım!?”

Neredeyse gey ve travestilerle özdeşleşmiş olan Taksim Gezi Parkı'nda kurulu çay bahçelerinden birinin işletmecisinin, “İşyerinizde travesti çalıştırır mısınız?” sorumuza verdiği cevap aslında bu olayı özetliyordu. İşletmeci biraz da öfkeli, “Sizi polisler kovalıyor. Ben nasıl çalıştırayım!?” cevabını veriyordu. Orada çay servisi yaparken kovalanan travestiyi aklımıza getirince bize de susmak düşüyordu.

Hürriyet: Çalıştırmam.

Türk Basını denilince akıllara doğal olarak “basınımızın salonu” diye tabir denilen Hürriyet Gazetesi geldiğinden, öncelikle bu gazetemizin insan kaynaklarını aradık. İsminin Esin Erdal olduğunu beyan eden yetkili bir bayan, “Gazetecilik mesleğinin gereği olan bütün kriterlere sahip bir travestinin iş başvurusu değerlendirmeye alınır mı?” şeklindeki sorumuza şu politik cevabı verdi: “Pozisyonun gereklerine göre değerlendirmeye alırız”. Esin hanım tüm ısrarlarımıza rağmen aynı cevapta diretince bir şansımızı deneyelim deyip doğrudan yazı işlerini aradık. Bir iki aktarmadan sonra, adının Hüsamettin Uzun olduğunu belirten ve gazetenin yazı işleri müdürü olduğunu iddia eden bir şahıs aynı yöndeki sorumuza “çalıştırmayız” diyerek telefonu kapattı. Oysa bizde Gacı adına kendi çapımızda gazetecilik yapıyor ve gazeteci olduğunu iddia eden şahsa medeni bir şekilde sadece bir soru soruyorduk. Ama bizim künyemizdeki “travesti” kimliği bırakın işe alınmayı, işe neden alınmadığımızın toplumsal araştırmasını yaparken bile ti'ye alınmaya yetiyordu. Hem de Hürriyet gibi bir gazetenin yazı işlerinde.

Biz yine de yılmadık ve son aramamızda nihayet önümüzdeki künyede yazılı Hürriyet'in gerçek yazı işleri müdürü Doğan Satmış'a ulaşmayı başardık. Hüsamettin Uzun'un hiçbir zaman yazı işleri müdürü olamamasını temenni ederek, Doğan Satmış'a sorumuzu sorduk.

Hürriyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Doğan Satmış, bırakın Türkiye'de bir insanın travesti kimliğiyle gazetecilik yapmasını, dünyanın hiçbir yerinde bunun mümkün olmadığını söyledi. Amerika'daki birçok medya kuruluşunu gezdiğini ve buralarda çalışan travestiye rastlamadığını ifade eden Satmış, “Sadece bir kuruluşun kapısındaki güvenlik görevlisi geydi. Bunu saklama gereği duymuyordu. Size erkek arkadaşından söz edecek kadar rahattı. Ama geylere sağlanan imkan sanırım travestiler için söz konusu olmuyor” dedi. Her mesleğin dış görünümle ilgili kendine özgü kuralları olduğunun altını çizen Satmış travestilerin varolan dış görünüşlerinin gazetecilik yapmalarını engellediğini öne sürdü. “Türk basını bünyesinde de pek çok gey gazeteci var ve bir sorun olmadan mesleklerini icra ediyorlar” diyen Satmış, “Her meslekte olduğu gibi gazetecilik de özveri ister. Sınırsız özgürlük yok hiçbir yerde yok. Efemine bir gey gazetecilik mesleğine devam etmek istiyorsa kesinlikle bazı fedakarlıklarda bulunacak. Ancak o şekilde çalışabilir. Travesti görünümlü bir muhabirin Diyarbakır'daki bir toplumsal olayı takip ettiğini düşünebilir misiniz?” şeklinde konuştu.

Medyada travestilere iş olanağı konusunda açık kapı bırakmayan Satmış yüzünü Batı'ya çevirmiş bir Türkiye'de özellikle Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde travestilere yönelik ayrımcılığın ortadan kaldırılması gerektiği görüşünde. Satmış, “Medyanın bu konuda öncülük etmesinden ziyade öncelikle toplumsal tabanda bir kabullenme gerekiyor” diye konuştu.

“Hayat felsefeleri gereği olsa gerek” sorularımıza muhatap olmuş olmaktan bile rahatsız oldukları bizi o servisten bu servise aktarmalarından belli olan Yeni Şafak Gazetesi İnsan Kaynaklarında olduğu ifade eden bir kişi ise “Zor bir soru. Bir şey diyemem” cevabını verdi.

Evrensel Gazetesi'nin yazı işlerinden Bahadır Özgür ise kendi bünyelerinde de bu güne kadar bir travestinin çalışmadığını, ancak bunun imkan dahilinde olduğunu söyledi. “Bizim yayın çizgimizde cinsiyet ayırımcılığı yok” diyen Özgür, “Biz bu konuya insan hakları çerçevesinde bakıyoruz. Bir travestinin iş müracaatında sadece mesleki bir takım kriterlere bakılır. Dış görünüşü engel olmaz. Uygunsa işe alınır” dedi.

Ceylan Intercontinental Oteli İnsan Kaynakları Koordinatörü Nilgün Gökçe bu konuda net bir tavırlarının bulunmadığını söyledi. Şimdiye kadar ne bu kimlikte bir çalışan, ne de müracaatla karşılaşmadığını kaydeden Gökçe, “Böyle bir başvuru kabul edilir mi? Açıkçası bilemiyorum. Çok ortada kalan. Zor bir durum”. Ancak Gökçe, “yine de benim şahsi düşüncem, bu insanlara fırsat verilmesi yönünde. Çok üzücü bir olay. Bu insanların fuhuş batağından kurtarılması için iş fırsatı verilmeli” diyerek kendi temennisini ekledi.

Koç Holding

Koç Holding'in personel alımından sorumlu yetkililerinden Berna Borağan da sorumuza “mümkün değil” cevabını verdi. Bünyelerindeki şirketlerin herhangi biriyle ilgili bu yönde bir başvuruyla karşılaşmadıklarını ifade eden Borağan, “Ama mevcut toplumsal koşullar göz önüne alındığında buna çok olumlu bakılamaz. Çünkü toplumun henüz kabul etmediği bir olgu bu” diye konuştu. “Her mesleğin belli kuralları var” diyen Borağan, başörtülülerin de çeşitli gerekçelerle bazı yerlere alınmadığını hatırlattı.

Sendikalar: Açık bir insan hakları ihlalidir

Peki travestilerin hayatlarını devam ettirebilmeleri noktasında seks işçiliğinden başka neredeyse hiçbir açık kapı bırakmayan bu karamsar tablo karşısında sendikalar ne düşünüyor? Bilgilerine başvurduğumuz Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfedarasyonu (DİSK)'na göre bu konuda açık bir insan hakları ihlali var. DİSK Hukuk Dairesi Müdürü Av. Necdet Okcan, iş hayatında eşit davranma ilkesinin işçilerin yüzlerce yıllık mücadeleleri sonucunda İLO sözleşmesinde bir kural haline geldiğini söyledi. Türkiye'de de 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesinin “cinsel ayrımcılığa” dikkat çektiğini kaydeden Okcan, “Bu sadece kadın erkek ayrımcılığını değil, gey, travesti, transseksüel ve lezbiyenlere yönelik ayrımcılığı da kapsıyor” dedi. Bu durumdaki bir kişinin sırf kimliğinden dolayı işe alınmadığı ya da işten atıldığını ispatlaması durumunda mahkemeye başvurabileceğinin altını çizen Okcan, “İşveren farklı bir gerekçe gösterse dahi kişi çeşitli yollardan cinsel kimliğinden dolayı olduğunu ispatladığı anda hak iddia edebilir. İçerde olmazsa AİHM'de yapabilir” şeklinde konuştu. Mevcut ayrımcılığı işçilerin örgütsüzlüğüne bağlayan Okcan şunları söyledi: “DİSK'in ayrımcılıkla ilgili bir Web sayfası var. Solcu olduğu için, Alevi veya Kürt olduğu için, vicdanı retçi olduğu için ayrımcılığa uğradığını bildiren çok örnek var. Ama travesti yok”.

Çalıştılar ama...

Travesti camiası daha önceki mesleklerini cinsel eğilimlerinden dolayı kaybetmek zorunda kalmış travestilerle dolu. Görüştüğümüz pek çok travesti iş hayatı sırasında neredeyse aynı zorluklara göğüs germeye çalışmış, neredeyse hepsi aynı sonu yaşamış. İşte onlardan bazılarının kısa iş hayatı öyküleri:

GÖNÜL / Şarkıcı

Çocuk ve arabesk şarkıcılığının revaçta olduğu 1987'den itibaren çeşitli gazinolarda assolist olarak çalışmaya başladım. Gelmiş geçmiş en en genç as solist olarak önceleri gey kimliğimle sahnelere çıkıyordum. Yaşım küçük olduğu için kaçak çalışmak zorunda kalıyordum ve bu yüzden defalarca nezarethanelere alındım. Yirmi bir yaşından sonra şarkıcılık kartı çıkardım. Arabesk ve çocuk şarkıcılığı furyasının bittiği dönemde erkek kimliğimle iş bulamaz konuma geldim. Bu dönemde geçimimi çeşitli fabrikalarda çalışarak sağlamaya çalıştım. O dönemde beraber olduğum insan da aile baskısı nedeniyle benden ayrılmış ve ayrılmaya gerekçe olarak dış görünüşümü göstermişti. Bunun üzerine bende yıllardır içimde yaşattığım kız çocuğunu dünyaya getirmek adına 1994 yılında ilk kadın kıyafetimi giydim. Artık bir travestiydim ve daha önce göreceli olarak biz erkek solist çalıştırmayız diyen gazino patronları tekrar peşime düşmüştü. Sanki sihirli bir değnek değmiş gibi mesleğime geri dönmüş maddi manevi rahatlamıştım. Yaptığım işte itibar görüyor, travestiden ziyade sanatçı kimliğimle öne çıkarken 1998'e kadar böyle devam etti. Bu tarihte emniyetin haksız ve anlamsız uygulamaları başladı. Gey ve transeksüellere yasal çalışma kartı verilirken, mavi kimlikli travestilere sahneler yasaklandı. Yine işsiz kalmıştım. Dış görünüşüm değiştiğinden artık fabrikalara da dönemez olmuştum. Bu yüzden para karşılığı ilk ilişkimi yapmak zorunda kaldım. O gün dolabımda bir yumurta ve iki günlük yarım ekmek vardı. Para karşılığı ilk defa girdiğim erkeğin koynunda göz yaşlarımı tutamamıştım. Ve yıl 2005... Artık gözümden akmayan yaşlarım sessiz sessiz yüreğime akmakta. Yaşasın Türk Polisi.

DENİZ / Gazeteci

...Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü'nden mezun olduktan sonra ulusal bir gazetede muhabir olarak meslek hayatına atıldım. Burada aralıksız beş yıl çalıştım. İkinci yılımda sarı basın kartı almaya hak kazandım. İlk yıllar cinsel eğilimlerimi sakladığımdan fazla sorun yaşamıyordum. Efemine kişiliğim ben istediğim kadar saklayayım insanların gözünden kaçmıyor, ama ben buna rağmen, mesleğimi kaybetmemek adına, ailem adına inadına bunu saklama gereği duyuyordum. Ama bir süre sonra kendi dünyamda çatışmaya girdim. Çünkü giderek değişen, gelişen dünya görüşümle cinsel eğilimlerimi saklamamı gerektiren korkular kaldırılamaz boyuta gelmişti. İnsanlar ve özellikle iş arkadaşlarım (özellikle de bayanlar) benim hakkımda çok şey merak ediyordular ve bir gün onların o merakını anlamsız kılmam gerektiği inancına vardım. O günden sonra hayatım boyunca karşılaştığım, kursağımı düğümleyen o çirkin imalı veya direkt soruya gayet rahat “evet” demeye başladım. Hayatımın en şiddetli mastürbasyonunu yapmış gibi rahatladım. Yıllardır içimi kemiren kadınla barışmıştım ama bir dolu da düşman kazanmıştım. Çünkü ben onların tahmin ettikleri gibi biri olduğumu kabul edemediğim için belden aşağı beni sorgulayan erkekler ve kadınlar, “evet ben öyleyim” dediğimdeyse, “vay sen nasıl öyle olursun” ya da “sen öyle olmamalısın” demeye başladılar.

Halkla yüzyüze bir işim vardı ve giderek varlığım sorun haline geliyordu. Habere giderken haber olacak durumlar yaşıyordum. Ne işyerinde, ne oturduğum semtte ne de işim gereği gittiğim yerlerde rahat bırakmıyordular. Gazetecilerin sevilmediği bir toplumda eşcinsel kimliğimle gazetecilik yapmaya çalışıyordum ki bunun zorluğunu ancak yaşayan bilir. Deprem bölgesinde benden negatif istediği ve bende kısıtlı miktarda bulunduğundan medenice veremeyeceğimi belirttiğim için bir depremzede bana hakaretlerle saldırdı jandarma zor kurtardı. Yetmiyormuş gibi üste çıkmak için utanmadan benim onu taciz ettiğimi öne sürdü. Adliyede mesleğim gereği kavga eden tarafların resmini çekerken herkesin içinde o yönüme vurgu yapan küfürlere maruz kaldım. Arkadaşlarım teselli etti. Yeri geldi polis “ne biçim gazetecisin?” dedi. Susmaktan başka çarem yoktu, çünkü çalıştığım kurumun cinsel kimliğimin dışarıda sorun haline geldiğini bilmesini istemiyordum. Sağ eğilimli bir gazetede çalışıyordum ve yapılan yönetim değişikliği bana açık kapı bırakmıyordu. Atıldıktan sonra yaklaşık bir yıl direndim. Başvurduğum hiçbir yerden olumlu yanıt alamadım. Şimdi seks işçiliği diğer adıyla fuhuş yapıyorum.

CEREN / Gazeteci

İkisi yerel olmak üzere üç gazetede 5 yılı aşkın süreyle çalıştım. Mesleğimde başarılı olduğum halde cinsel kimliğimden dolayı işimden edildim. Harcadığım onca emeğe rağmen bir sabah manyetik giriş kartımın iptal edildiğini gördüm. Daha sonra evime gelen ufak notta, “Hayat tarzlarımız farklı olduğundan artık sizinle çalışamıyoruz” deniliyordu. Ben iş yerimde cinsel kimliğimi saklamıyordum. İşimde çok başarılıydım. Her zaman en önde ben oluyordum. İşten atıldıktan sonra iki yıl da kulüpte çalıştım. Şu anda seks işçiliği yapıyorum.

ESİN / Öğretmen

MEB'e bağlı bir eğitim kurumunda eğitmenlik yapıyorum. Çapa Hastanesi Psikiyatri Servisi Psikonevroz Bölümü'nde Transseksüel grup terapisi içinde yer almaktayım. Transseksüel bir kişiliğe sahibim ve cinsiyet değişikliği için onay bekliyorum. Fakat tedavi gereği aldığım hormonlar bedenimde değişimlere yol açtığından işyerimde ve dışarıda sorunlar yaşıyorum. Diğer öğretmenler cinsel eğilimlerime vurgu yapıp benle sürekli alay ediyorlar. Tedavim devam ettiği için bazen o da sadece geceleri kadın kılığına girdiğim oluyor. Ancak bir kaç kez öğretmen olduğumu beyan etmeme rağmen polisler beni travesti diye gözaltına aldı. Hakaretlere maruz kaldım. Dayak yedim. Fuhuş yaptığım iddiasıyla fişlendim. Tek isteğim yasal yollarla cinsiyetimi değiştirdikten sonra farklı bir yerde mesleğime devam etmek. Ancak şimdiye kadar yaşadıklarım bunun hiç de kolay olmadığını gösteriyor.

EYLEM / Üniversite Mezunu

2005'te İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun oldum. Profil Danışmanlık isimli bir şirkette çalıştım. Ancak işyerinde sadece erkekler çalışıyordu ve benim eşcinsel kimliğim onlar için tam bir alay konusu oluyordu. Benim önümde eşcinselliğe söverek beni taciz ediyorlardı. Performansta ya birinci ya da ikinci olduğum halde orada bir yıl çalışabildim. Sonraki bir kaç iş deneyimim daha aynı sonuçla sonlandı. Fuhuş yapmamak için sürekli direniyorum. Umarım başarılı olurum.

ÖZLEM / İşçi

Travesti olarak seks işçiliği yapmadan önce erkek kuaförlerinde çalıştım. Kadıköy'deki son işyerimde patronumun tecavüzüne uğradım. Kuaförün alt katında bulaşıkları yıkarken o sırada tuvaletten çıkan patronum cinsel organıyla oynamaya başladı. Ben işime devam edip oralı olmamaya çalıştım. Birden bana saldırdı. “İşten atmakla herkese söylemekle” tehdit edince beraber oldum. Patrondan sonra iş yerindeki diğer erkekler de tehditle beraber oldular. Sonra kovuldum. Efemine kişiliğim girdiğim diğer işlerde de hep sorun oldu. Şimdi seks işçiliği yapıyorum.

Derya Deniz

Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.