Bu sayımızda uyuşturucu ve Aids konusunu masaya yatırıp, enine boyuna sorgulayacağız. Uyuşturucu konusunda ben de bir şeyler söylemek istiyorum. Uyuşturucunun insan sağlığını ne hale getirdiğini ve ne kadar zavallılaştırdığını hep görüyoruz. Sistem, heteroseksizm; önce ötekileştirip sonra zavallaştırıp bağımlı hale getiriyor sonra öldürüyor. Ölmeden önce iliğine kemiğine kadar sömürür. Öldürmek illaki silahla olmaz, uyuşturup yavaş yavaş öldürür. Damarımıza saplanan iğneler midemize giden haplar, dil altı, burun vs. tarzı alınan maddeler yavaş yavaş işkence çektirerek öldürür. Yani kurşunlar gibi önce organlarımıza saplanmaz ama daha ileride öldürücü olur. Bize ait olan bedenimiz de elimizden kayar gider, yaşamın tadına daha varamadan yok olur gideriz.
Gelelim konunun özüne. Son zamanlarda uyuşturucu kullanımı travesti ve transseksüeller arasında da yaygınlaştı. Tıpkı toplumun diğer kesimlerinde olduğu gibi. Uyuşturucu neredeyse ortaokul çağındaki çocuklara kadar ulaştı. Uyuşturucu tacirleri ceplerine biraz daha fazla para koyabilmek için herşeyi yapmaktalar. Daha önceki yıllarda yaygın kullanılan uyuşturuculara son zamanlarda Ekstazi de eklendi. Diğer arkadaşlar kimyasal uyuşturucular dahil, bir çoğunu kullandığı için direnemedi, neredeyse uyutuldu. Rahatlamak adına para kaynağı oldular. Uyuşturucu kullanan arkadaşlarımı gördükçe kahroluyorum. Yavaş yavaş kuruyup, bir deri bir kemik kalana kadar sisteme teslim olup ölüyorlar. Bunun nedeni sevgisizlik, ayrımcılık ve dışlanma. Bunların en daniskasını yaşamaktayız ama güçlü olmak gerek. Sistemin istediğini yapmamak gerek. Uyuşturucu şiddeti insanlık suçudur. Bu suça ortak olmamak gerek.
Daha çok yeni kaybettik sevgili Özlem'imizi. Henüz 21-22 yaşlarındaydı. Yüksek dozda uyuşturucudan öldü. Daha kimler yok ki, iki yıl önce Damla'nın cansız vücudu Haliç köprüsünün ayakları dibine bırakıldı. Kedi Funda, Buse gibi arkadaşlar da. Bir kaç yıl önce Damla uyuşturucunun etkisiyle kendini kalorifer borusuna astı. Daha kimler var hatırlamak istemiyorum. Hepsinin yaşı ya otuzuna gelmemiş ya da biraz geçmişti. Uyuşturucu kullanan arkadaşlarıma sesleniyorum; damarlarınız kuruyacak, beyniniz büzüşecek, sonra da kalbiniz dayanamayıp duracak. Bu hale gelmek güzel mi? Hayır! Damarlarımız kurumasın, canlansın, beyinlerimiz güzel günlerin umuduyla dolup taşsın, yüreklerimiz sevgiler için çarpsın. Tüm iyi dileklerimle...
Aids
Diğer konu hakkında da aktarma yapmak istiyorum yani çağımızın vebası Aids hakkında. 1980'li yılların başında kasıtlı olarak eşcinsel hastalığı dendi. Eşcinsellere, travesti ve transseksüellere Aids'li gözüyle bakıldı. Dünyada ve ülkemizde yıllar içinde bunun böyle olmadığı anlaşıldı. Homofobik insanlar bir süre bayram ettiler. Tanrının eşcinsellere gazabı dediler ama hevesleri kursaklarında kaldı. Zil takıp oynamışlardı; ne yazık ziller kırıldı. Dünyadaki eşcinsel örgütleri çabuk harakete geçtiler, önlemler aldılar. Acaba bizlerin vücut yapısı farklımıydı ki bizlere özgün bir hastalık olsun bu. Hayır, homofobi ve heteroseksizm yine yayıldı. Hesapları tutmadı, herkesin hastalığı oldu. Türkiye'de bizler de boş durmadık. Hemen karşı önlemler almaya başladık. 1991 yılının sonunda bir kaç arkadaş Ülker Sokak'ta "güvenli seks" konusunda çalışma başlattık. Prezervatif kullanımı başlattık. İlk önceleri yüzde on kullanım varken, sayı günden güne çoğaldı ve diğer arkadaşlar şu an tahminen yüzde 98'i civarında prezervatif kullanıyor. 20 yıl içinde sadece İstanbul'da beş altı travesti ve transseksüel arkadaşımız Aids'den öldü. Sürekli “güvenli seks”... Bunu hiç unutmayalım. Kullanmayanları uyaralım. Hem kendi sağlığımız ve hem de başkalarının sağlığı için duyarlı olalım. Sevindirici olan travesti ve transseksüellerin bu konuda duyarlı olmaları ve güvenli seks yapmaları, sağlık ve mutlu günler dileği ile sağlıcakla kalın.
Demet Demir
|