Şu Almanya denen acı vatana bundan taa 20-25 sene evvel gitmiştim. Babam ile annem bir travira fabrikasında işçilerdi. Pek yüzünü görmediğim babacığım orada kanser olup öldü. Tarzanca düzeyinde çat pat Almanca bilirim. Kısmet bu; 20-25 sene sonra tekrar gurbet topraklarına ayak bastım. Bu sefer geldiğim şehir Berlin'di. Sağolsun oradaki Türk eşcinsellerin kurduğu dernek olan GLADT'tan dostlarım Koray, Ulaş, Maria ve Verena bizleri havaalanından aldılar. Bu Türk-Alman dostluğu esasında Tarlabaşı'ndaki evimde başlamıştı. Neyse efendim Koray'ın evine yerleştik.
İnsan haklarıyla ilgili olarak düzenlenen, katıldığımız organizasyon çok güzeldi. Dikkatimi çeken önemli bir şey: üst katta gey-lezbiyen derneği alt katta da çocuk kreşinin olması idi. Bizim çocuklara kötü örnek olduğumuz yalanının belgesidir. Türkiye'de böyle bir şeyi görmek imkansızdı.
Basın açıklaması, galalar, toplantılar, sinema gösterimi galası, geyhanedeki parti tek kelime ile muhteşemdi. Bir de ben galiba aşık oldum. Hiç aklımda yok iken….Türkiye'de hala devam eden on sekiz senelik bir ilişkim var. Bir tane de platonik aşkım var. Ancak bunların ikisi de laçoydu. Ama bu sefer aşık olduğum kişi bir kadın. Acaba özüme mi dönüyorum kafamda hala soru işaretleri var?
Almanya'dan ayrılıp Viyana'ya giderken oldukça hüzünlendim açıkçası. İsteğim Almanya'da evlenmekti. Oradaki arkadaşlara yani Verena, Koray, Ulaş, Fatma, Meryem, orada tanıdığım benim “erkek kardeşim” diyebileceğim transseksüel Boris, Mete ve ismini hatırlayamadığım tüm arkadaşlara misafirperverliklerinden ötürü teşekkür ediyorum. Gacı dergisini en iyi şekilde temsil ettiğimize inanıyorum.
Evet uçak kalkıyor sabah saat 6'ya Demet ile beraber Viyana'ya gidiyoruz. Hüzünlüyüm. Neyse Viyana'ya indik. Sağolsun kadim dostum Beatte, kocası ve köpeği bizi Viyana havaalanında karşıladılar. Havası biraz soğuk bir şehir. Beni Viyana'da tutan en önemli şey Trans-X örgütünün Avrupa çapında düzenlediği travesti ve transseksüellere yönelik toplantıydı. Çok ciddi ve seviyeli bir toplantı idi ve ilk defa böyle bir toplantı düzenleniyor oluşu çok önemli idi. 23 ülkeden yüzlerce kızkardeşimle buluştum, dertleştim, kart alıp verdim. Orada da özellikle Alman asıllı Yohanna'ya çok teşekkür ediyorum. Toplantının son günü iki cümlelik kısa bir konuşma yaptım. ”Bizler birer devrimciyiz. Devrimci olmak kolay iş değildir.” Bu sözler salonda alkışların kopmasına sebep oldu. Orada dikkatimi çeken şey ise Viyana belediyesinin transseksüellere toplantı yapmaları için salon tesis etmiş olmaları idi. Türkiye olarak ne kadar geride olduğumuzu gösteriyor.
Avusturya'daki kardeş örgütümüz Trans-X'e bu anlamlı çabalarından ötürü bin kalem, bin yürek teşekkür ediyorum.Yine bu toplantılarda çok önemli dersler çıkardım, deneyimler kazandım. Oradaki travesti ve transseksüellerle bizim buradaki hayat koşullarımızı kıyaslama olanağı buldum. Bir sonraki yazımda da bu konulara daha detaylı değineceğim.
ebru
|