geçmiş zaman olur (mu) ki!? / hey gidi cancan...


Bugün var olan Deri ve Zührevi Hastalıklar Hastanesi geçmişte de vardı. O dönemde bizler, yani travesti, transseksüel hayat kadınları ve geyler, yakalanınca, karakol ve emniyet müdürlüğüne götürülüp, binbir çeşit işkence ve baskıya maruz bırakılırdık. Derken zührevi hastalıklar hastanesine götürülürdük. Günlerce karakolda süründükten, maruz kaldığımız şiddetten sonra, kir pas içinde yataklara tıkılırdık.Bütün bunlar yetmiyormuş gibi sabah doktorun karşısına temiz çıkmak için, hastane hizmetlilerinden, kendi cebimizden, üstelik dışarıdakinin en az iki katı fiyatına, sabun ve yeni iç çamaşırı alırdık. Çırılçıplak muayene rezaletlerinin bini bir para… Sabah muayene başladığında kanlarımız alınır, çırılçıplak soyularak vücutlarımız kontrol edilirdi. Eğer kan bozuksa 15-30 gün arası, vücudumuzda tek bir sivilce bile olsa bir hafta boyunca hastanede yatırılırdık. Bunu yapmalarının tek nedeni rant sağlamaktı. Durum böyle olunca rüşvet çarkı dönmeye başlıyordu. Hastanede yatırılmak istendiğimiz süreç bizler için çok uzun bir zaman aralığıydı. Çalışmak, para kazanmak durumunda olduğumuz için hastanenin başhekiminden, hizmetlisine kadar rüşvet yedirmek zorunda kalırdık.

Hastanenin Başhekimi O... Bey'den bahsetmek istiyorum sizlere, bizleri alıkoymaması, çalışmamıza engel olmaması için yerine getirmediğimiz hiçbir isteği kalmamıştı. Fazla para kopartmak için özel muayenehanesine çağırıp dışarıdan tedavi uygulardı, Hipokrat yeminini hiçe sayarak.

Bir de Hemşire N.... vardı ki sormayın gitsin! Cadı mı cadı, despot bir insandı. Gece nöbetlerinde öyle iyi bir insandı ki, sanırsınız melek! Nöbeti bitip de muayeneye geçince, aman Allah'ım, “İbneler, götler, orospular!” Daha neler neler! Devreye; dünya değişse de değişmeyen şey; rüşvet girerdi. İş rüşvete varınca sustalı maymuna dönerdi N..... Öyle az uz para da değildi verdiğimiz; 1975 yılına göre hesaplanırsa ufak çapta servetlerdi. Bir de ekstralar vardı tabii; parfümler, viskiler, Vogue çoraplar falan filan...Hooop iyileştin, hasta da olsan!

Hey gidi günler hey! Hey gidi zalimler, zalimlikler, kahpelikler, acımasız çıkar ilişkileri…

Gelelim günümüze... Aynı hastane, eşek bizim eşek ama semeri değişmiş. Yıl 2005 ama yine yakalanıyorsun, hadi zühreviye. Her gidişimizde kan tahlilleri için yirmi milyon ödüyoruz ve diğer tahliller için elli ya da atmış milyon isteniyor. Bu ücreti ödeyemeyecek arkadaşlarımız da var. Bu yüzden hasta olanlar kalıyor ve haliyle hastalık yayılıyor.
Üstelik şimdi hastaneye yatırmak da yok, sürekli gidip gelmek zorunda kalınıyor… Sanki hastane evinin yanındaymış gibi. Ayol kimi Anya'da, kimi Konya'da oturuyor. Hadi giderken polis kapıya kadar bırakıyor. Bırakıyor ama bırakıp gidiyor hemen… Bunun dönüşü de var, gecenin saat ikisinde, üçünde. Sahil yolundan dönülüyor ve in cin top oynuyor. Can güvenliği hak getire! Yani rezalet zinciri diz boyu…

Uyuşturmayın hiçbir şeyi!

Neden uyuşturucu kullanıyoruz?

Belki dışlanmışlığımızı uyuşturmak için, belki adaletsiz, acımasız, yiyip bitiren bir et pazarında olmanın utancını uyuşturmak için, belki aile özlemimizi uyuşturmak için, belki ömrümüzden ömür çalan laçolarımızın bizlere yaşattığı acıları uyuşturmak için… Ne olursa olsun…

Biraz daha uyuşmak, kelebek ömrü kadar kısa süren ömürlerimizi daha da kısaltmak bize hiçbir şey katmaz. O kakara kikiri günler, o uyuşturulmuş günler çabuk geçer, maksadım gerçekle yüzleşince üzülmemeniz. Bugün ne yaparsanız yaparsınız, yarın çok geç olabilir. Boktan da olsa, şu hayatı boktan şeylerle daha fazla lekelemeyelim. Bizler saçımızla, gözümüzle, elimizle, simamızla, tenimizle de insanız ama bizler öncelikle beynimizle insanız canım okuyucularım! Sizlerden tek ricam aklınızı kullanıp uyuşturucudan uzak durmanız. Bizler ruh güzelliklerimizle, güzel beyinlerimizle ve temiz kafalarımızla dimdik olmalıyız.

kardelen

 

Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.