deniz'in sandığı / Bir gökkuşağı masalı: Köçek


Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde (1975) kalbur saman içinde (İstanbul'un varoşlarında bir mahalle) bir (kız)oğlan (Müjde Ar) yaşarmış. Bu oğlan yaşadığı yerde esas oğlan (Mahmut Hekimoğlu) başta olmak üzere diğer oğlanlarla pek mutlu bir hayat sürerken (top oynar, kız peşinde koşarken…) bir gün her nedense oğlanın cinsiyetini anlamanın derdine düşmüş kötü adamlar tarafından kaçırılmış. Bu adamlar kız olduğunu sandıkları oğlanı zorla soyup kız olmadığını anladıkları hâlde bizim “esas oğlan-kız”ı önce kötü emellerine alet etmişler sonra da bir hastaneye götürüp cinsiyetini değiştirtmişler. Bizim oğlan-kız hastane yatağında uyandığında bir bakmış ki cinsiyeti değişmiş. Masal bu ya oğlanken gacıvâri olan kız bir gecede değme has gacıya taş çıkartır bir gacı olup çıkmışmış. “Pek isteyerek” olmasa da bir düşü gerçekleştirmiş, erkek uyuyup kız uyanmışmış. Şimdi ne yapacakmış? Yaşadığı yere dönebilecek miymiş? Dönecekse nasıl, kim olarak dönecekmiş? Yakında bir yerlerde tanıdığı bir mamanın evine sığınmış. Kimse de onun o olduğunu anlamamış zaten. Bir gün eski mahalle arkadaşlarının önünden geçerken onu gören esas oğlanın içi gitmiş. Lâf atmış. Gayet iyi bildiği bu lâfların altında kalmayıp bir güzel karşılığını vermiş. Bu sayede tekrar tanışmışlar, anlaşmışlar. Lâkin ortada bir gariplik varmış. Bizim esas gacı erkeklerle ilgilenmiyormuş. O kızların peşindeyken esas oğlan onun peşine düşmüş gibiymiş. Sonra birdenbire kahramanımızın ( masal bu ya ) cinsiyeti gibi hisleri de değişmiş ve esas oğlandan hoşlanır olmuş. Lâkin esas kızın “erkeklikte” esas oğlandan pek aşağı kalır yanı olmadığından ilişkileri bu sefer de bir lubinya-laço ilişkisine benzemeye başlamış. Esas kızın küçük sırrı da kendini içten içe yiyip bitirmesine neden oluyormuş diğer taraftan. Sonunda mahalle meclisi ( mama, çevredeki esnaf, arkadaşlar… ) toplanıp bizimkilerin evlendirilmesi gerektiğine karar vermiş. Bunu öğrenip sevinen esas gacının mutluluğuna bir rüya ile gölge düşmüş. Rüyasında kendisini damatlık içinde bıyıklı, esas oğlanı ise gelinlik içinde bıyıklı hâlde görmüşmüş. Tüm cinsiyetler ( roller ) birbirine karışmışmış. Korku ile uyanmış. Rüya olduğunu anlayınca rahatlamış. Düğünden sonra (masal bu ya) koşa koşa tüm mahalleli ile birlikte Boğaziçi Köprüsü'ne gitmişler. Köprüden el ele geçmekte iken mama arkalarından bağırmış:

-Gökkuşağının altından geçmeyin sakın, durun. Oğlanlar kız, kızlar oğlan olur sonra.

Gökyüzünde “animasyon harikası” bir gökkuşağı varmış. Mutlu mesut geçmişler, gitmişler. Onlar ermiş muradına darısı bizim başımıza.

Tam otuz yıl önce çekilmiş olmasına rağmen Köçek, cinsellik ve toplumsal cinsiyet politikalarını anlatmak için bugün çekilmiş bir film kadar güncel. Bunda Müjde Ar gibi '80 sonrası Türkiye sinemasında (seksapalite yüklü) yeni kadın cinselliğinin sunumu ile özdeşleştirilmiş bir yıldızın gacı rolünde oynatılmasının büyük rolü var. Ar'ın kariyerindeki ilk filmlerden biri olan Köçek, kendisini esas oğlan olarak gördüğümüz andan itibaren bir gacı kültü olmaya aday. Bu adaylık doğrudan doğruya o biçimlik kuramını ve absürdlüğü de ilgilendiriyor. Son olarak, filmi ( hafızam beni yanıltmıyorsa ) geçtiğimiz yılın sonlarında bir öğleden sonra Sinema Türk'te izlediğimin ve bunun RTÜK politikaları ile ne yaman bir çelişki olduğunun altını çizmek isterim. RTÜK bir yandan eşcinsellikle ilgili “zararlı” bulduğu yayınlar için (CNBC-e başta olmak üzere) tv kanallarına uyarılar gönderip bu konudaki yayınların izleyicilere ancak geç saatlerde ulaştırılmasını revâ görürken diğer yanda açıkça gacılık konulu bir filmin milyonlarca insanın abonesi olduğu bir kanalda öğleden sonra yayınlanmasına ses çıkarmayabilmektedir. Eşcinsellik konusundaki kamusal ikiyüzlülüğün bir kanıtı olarak unutulmaması ve hafızalarımızda yer etmesi dileğiyle...

*Köçek
Yönetmen: Nejat Saydam
Oyuncular:
Müjde Ar, Mahmut Hekimoğlu
Yapım Yılı: 1975

Deniz Yıldız

 

   
Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.