çark kuşu


Bir zamanlar “allah allah, bu eskiler, benim yaşayacağım olayları nereden biliyorlar?” derdim. Onların da benim yaşadığım ya da yaşayacağım olayları önceden yaşamış olduklarını nereden bilebilirdim. Eh! Artık ben de “eski” bir lubunyayım. Artık biliyorum ki, benim yaşamış olduğum olayları zamanı gelince muhakkak ki sizler de yaşayacaksınız. Bu yüzden, anlattığım olaylara iyi kulak verin derim. Sizleri aydınlatmak tek dileğim...

Benim travesti annem lubunyaların “Oryantal Samara” diye bildikleri Samara'ydı. Bana birçok şeyi, kulüpte çalışmayı, çarkı hep o öğretmiştir. Çarka ilk çıktığım yer Elmadağ'daki Şan Tiyatrosu'nun önüydü. Kafamda peruk, üzerimde kadın kıyafeti, yüksek topuklu ayakkabılar, takılarım ve işte İlkay çarka ilk adımını atmıştı. Bir yandan korkuyordum, bir yandan da müşteri bekliyordum. Bir süre sonra, gençten biri arkamdan omzuma vurdu. Arkamı döndüğümde sarışın uzun boylu, yakışıklı genç bir çocuk karşımda duruyordu. “Buyurun, kalacak mıyız? Ücretim şu kadar” dedim. O yakışıklı çocuk ise “Çok konuştun, geç bakayım şu minibüse” dedi. “Tabi” dedim, çok kezbandım, Ahlak minibüsünü bile tanımamış, müşteri arabası diye binmiştim. Beni Gayrettepe şubesine götürüp; bir güzel fişlediler. Artık benim de bir fişim olmuştu Ahlak'ta. Eh! Her işte bir hayır vardı; askerliğim açısından iyi olur diye düşündüm. Tabii ki umduğum gibi olmadı.

Ahlak'ı tanıdıktan sonra iyice korkmaya başlamıştım ama hayat mücadelesi... Para kazanmak zorundaydım. Samara yanımdaydı ama ona nereye kadar yük olabilirdim. Sonuçta yalnızdım. Bazı şeylerin üstesinden kendim gelmek zorundaydım. Daha sonra Sıraselviler'deki bir gey bara takılmaya başladım. Orada da kadın kılığına girip, masalarda içki içip koliye gidiyordum. Daha sonra başka bir gece kulübünde çalışmaya başladım. Ailemin karşı çıkmasına rağmen ben travesti halimi çok seviyordum ve seks işçiliği yaparak para kazanmaya başlamıştım. Profesyonel olarak çalışmaya başladığımda çok zorluklarla karşılaştım, bir anımı yazayım:

Tarlabaşı'nda bir arabaya binip, anlaştım. Adam bana Beşyüzevler'e, evine gideceğimizi söyledi. Ben de “olur” dedim ve yola çıktık. Daha sonra yolda tabelalara baktığımda Habipler Köyü girişinde olduğumu gördüm. Ormanlık bir alandan geçerek düz bir araziye geldik. Etrafımızda tek tük, köy evleri gibi bahçeli gecekondular vardı. İlişkiye ilk süpetle başladık. Daha sonra koliye geçtik. Sonra bana yine “süpete devam” deyince ben “hayır!” dedim; “kalıp gidelim...” Adam hala süpet yaptırma peşindeydi ve çok sinirlenmişti. Arabadan inip kürdan pişarımızı yaparken; adam pişar yapmayı bırakıp çalışır durumdaki arabaya bindi ve benden uzaklaşmaya başladı. Ben hemen toparlanıp arabanın peşinden koşarak sağ arka kapısını açtım ve kapı kolu ile koltuğa tutunarak sürüklenmeye başladım. 60-70m. sürüklendikten sonra adam arabayı dikenliklere soktu ve durdu. Arabadan inip madilik yapmaya başladı. Kafamdan peruğumu aldı. Vermesi için yalvardım, “canım çok yanıyor” dedim. Adam bana baktı, bacaklarımı kan içinde görünce biraz yumuşadı. Beni hiç olmazsa şehir merkezine yakın bir yere götürmesini ve bir taksiye bindirmesini istedim. “Olur” dedi.

Orası, burası derken, oturduğum evin kapısına kadar geldim. İçimden “bu sefer madilik yapma sırası bende dedim; her horoz kendi çöplüğünde öter...” Benim de ötme zamanım gelmişti. Fakat hiçbir şey yapamadım, bacaklarımdaki yaralar ve yırtıkların bana haftalarca acı çektirmesiyle kaldım. Yine de bu kadarıyla kurtulduğuma şükrediyorum; daha kötüsü de olabilirdi. Allah hepimizi böyle kazalardan belalardan korusun canlarım. Bir sonraki sayıda görüşmek üzere...

civciv ilkay

 

   
Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.