geçmiş zaman olur (mu) ki!? / madiliklere inat...


Hayat herbirimizden zaten öyle acı, öyle zalimce çalıyor ki, bazen insanlıktan çıkar hale geliyoruz. Hayat bizleri tanınmayacak hale getiriyor. Laçoluktan gacılığa hormonlar, silikonlar, botokslar, lazerler, iğneli epilasyonlar; hep acı çekerek kendi küllerimizden tekrar varoluyoruz. Kimimiz yüksek tahsilli, kimimiz okul yüzü görmemiş, kimimiz kaba, kimimiz kibar paraya hükmetmek için... Ama çoğu zaman para bize hükmetmeye başlıyor, bazılarımızı esir hale getiriyor. Hayat dediğimiz bu çarkta çalmaya, çırpmaya başlıyorlar.

Çorun yani çalmanın hiçbir gerekçesi olamaz. Olmamalıdır. Üç-beş kişinin koskoca bir geçmişi ve geleceği olan travesti ve transseksüelliği kirletmeye, karalamaya hakları yok. Geçmişte de tek tük, yok denecek kadar az çor olayları olurdu ama o kişileri hemen dışlar, asla aramıza almazdık.

Biliyorum, hayat çok zor. Hele bizler için... Herkese kira 1 ise, bizlere 5... Manavda, kasapta, bakkalda, kuaförde, lazerde hep 5-10 katı... Evet sömürülüyoruz ama çor bunlara gerekçe olmamalı. Eskiden bizleri yalvar yakar, hatta zorla, sopalarla kulüplere, barlara, pavyonlara sokarlardı. Şimdi tam aksi... Bu böyle olmamalı, gacılık, lubunyalık her zamanki gibi “dürüst, mert, saygın” olmalı. Hapçı, tinerci, uyuşturucu bağımlısı, bencil, basit olmamalı. O çalan, can yakan arkadaşın canını yaktığı kişi yine bizden bir başka arkadaşın canını öyle bir yakıyor ki; ölümüne... Biz lubunyalar, geyler, gacılar zaten kelebekler gibiyiz, şu veya bu nedenle, cinsiyetimiz ne olursa olsun kısacık ömrümüzü daha da kısaltıyoruz. Ama “onur” sağken de, öldükten sonra da sahipleneceğimiz en gurur verici şeydir. Haydan gelen huya gider, ne ekersen onu biçersin; çorcular, hadi kendilerini düşünmüyorlar; hiç olmazsa diğer temiz insanları lekelememek, travesti ve transseksüel kimliğini kirletmemek için bu işe bir son vermeliler.

Geçen gün, uzun zaman önceleri tanıdığım bir laçoyla karşılaştım. Oturduk, eskilerden konuştuk. Laço balamozlaşmış. O zamanın en çok para harcayanlarından biriydi. Bizlere tapar, çok saygılı davranırdı. Ama şimdi iğreniyor, lanet ediyor, çünkü bir koli evinde gasp edilmiş. Üstelik şiddete maruz kalarak. Tabii çok üzüldüm. “Nerede o eski günler, o eski gacılar?” dedik. Tamam, hiçbir “zaman” olduğu gibi kalmıyor, katılıyorum ama biz eskiler hiç olmazsa böyle birkaç temiz, dürüst “dost” bırakmışız.

Ben 52 yaşındayım. Hiç gaspetmedim, insan soymadım. Çok mu zenginim? Hayır! Ama dürüstlüğümle, itibarımla karun kadar zenginim. Biliyorum bu çor konusunu açtım diye bazı gacılar bana kızacaklar. Ama sonra bana gelip “Abla, bizim toplumda neden yerimiz yok?” diye sormasınlar.

Toplumda yerimiz elbette var. Olmak zorunda. Aslında biz gacılar dünyanın en kalabalık ailesiyiz. Gerçekleri görerek, ezmeden ezilmeden, başı dik, havalı, zarif, asil, akıllı, haklarımızı bilerek, arayarak yaşamalıyız. Bunun için birlik olmamız, kenetlenmemiz de lazım. Hayat her zaman gullümle geçmiyor. Geçmişte bizler de çok horlanır, dışlanırdık. Ama artık en azından çalacağımız bir kapımız, gideceğimiz, bir arada olabileceğimiz bir adresimiz var. Lambdaistanbul lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transseksüel dayanışma derneği... Yeter ki birlik olalım, oturalım sorunlarımızı, çözüm yollarını konuşalım. Haksızlıklara hukuk yoluyla dur! diyelim.

Kıssadan hisse canlarım: şu üç günlük dünyada birbirimize kenetlenerek onurlu bir şekilde yaşamalıyız. Yaşamak zorundayız. Yaşayacağız; hayata inat, kadere inat, tüm madiliklere inat...

kardelen

 

   
Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.