Mehmet Murat Somer yine yapacağını yaptı ve Hop-Çiki-Yaya serilerinin bir post-versiyonu olan "Ajda'nın Elmasları"nı kitlelere sundu. Dergimizi takip edenler ikinci sayımızda Mehmet "Bey"le yapılan röportajı hatırlayacaklardır. Allah'ıma bin şükür, pek bi avangardızdır. Bu aralar İstanbul levantenlerine yaranalım diye bir dil değişikliği yapalım dedik Ama sakın entel olduk zannetmeyin bacım. Biliyorsun, delikanlı gacı morped takar. Kısaca, öncü bir dergi olduğumuzu "ka" bir dille aktaralım dedik. Ka'lığı Zara'dan giyinmek sanan lubunyalara geriden selam ederiz.
Yalnız Mehmet Bey'in bi tarafı mı kalkmış ne! Yaptığı bir röportajda bizi yok saymış. Muhabirin "Peki, travestilerden bir tepki aldınız mı?"sorusuna verdiği cevap, pek bi düşündürücü: "Hayır, sanırım onlar pek kitap okumuyor". Hadi ordan haspam! Murathan imitasyonu lubunya! Ayol biz helva demesini de, halva demesini bilen bir kitleyiz. Bas kuşe kağıda bir Seda Sayan otobiyografisi de, gör bakalım nasıl okunuyor. Her neyse, madiliği bir yana bırakalım.
Yazarımız her zamanki gibi mizahı had safhada kullanarak albenisi yüksek bir eser ortaya çıkarmış. Ajda Pekkan'ın on yıl aradan sonra yeni bir albüm çıkarmasıyla çakışan bu çıkış pek bir manidar olmuşsa da, Ajda'nın yeni albümü için Allah'a şükretmekten başka yapacak bir şey yok. Eylül 'de hayırlısıyla bir Aya Yorgi'ye çıkmak lazım, amin! Zaten bu kitap kült bir malzeme olmadan nasıl satabilirdi ki. Yazarımız da bunu kulak arkası etmemiş ve kitabın omurgasına nakşetmiş. Hatta bir bölümünde Sezen'e koli atarak şunu diyor: "Ajda hayranı kimsenin ona tahammülü yoktur". Sevgili Ayşe Düzkan (Çirkin bir feminist)'a da buradan duyurulur.Geyin biri, biz (eşcinseller) Ajda'yı sanıldığı kadar sevmiyoruz diye talihsiz bir açıklama yapmış ve bu Ayşe Düzkan'ın köşesine taşınmıştı. Ne hazin!
Biz yine kitaba dönelim ve içeriği hakkında biraz daha konuşalım. Sanki konuşulacak bir şey varmış gibi. Her şeyden önce, kitap tam bir eğlencelik. Koli yaparken bile keyifle okuyacağınız, eşi bulunmaz bir eser. Ben kolay kolay kitap okurken gülmem ama bu kitap gacı ruhuna hitap eden cinsten. Biraz Almodovar özentiliği var sanki. Karakterlerin kurgulanışı, yer ve zaman arasında geri bildirimler yere daha sert bassa belki daha bir esaslı olurmuş desem de, formata uymaz be ablam.Yanlış anlama, kitap kaldırmaz yani. Laçovari yazarımız koli attı ya bize, onun kuyruk acısından güzel bir şey yazacak takatim yok anlayacağın. Ama her şeye rağmen, Ponpon'dan denyo Gönül'e, alık Fraulein Frühstück'den kıçının çatalları görününceye kadar düşük bel pantolon giyen ve hala gey olmadığını "gururla" söyleyen Hasan'a kadar but gullüm bir kitap. Şiddetle tavsiye edilir :)
sürmelican
|