demet'in tepindii köşe / Münferit mi, sistematik mi?


Acılarımız o kadar büyük ki, insan istiyor ki hep iyi şeyler yazsın. Gerçi iyi şeyler oluyor. Bunlar yıllar önce hayal edemeyeceğimiz beklentilerdi.

Peş peşe kurulan EBTT dernekleri, kapatılma isteğine karşılık kapatılmama kararı alınması çok sevindirici olaylar. Hergün biraz daha güçleniyoruz, örgütleniyoruz, sokaklarda yürüyoruz; taşlansak da, linç girişimi yapılsa da yürüyoruz. Türkiye'nin büyük kentlerinde kurulan EBTT dernekleri Anadolu'nun diğer şehirlerinde de kuruluyor. Bunlar sevinç verici ve onur duyulacak mücadeleler.

Gelgelelim, şiddet ve işkence haberleri, homofobik ve transfobik cinayetler bitmiyor. Son iki-üç yıldır ölüm haberleri çok fazla arttı. Aynı şiddet polis tarafından da sürekli yapılıyor. AKP hükümeti iktidara geldiğinden beri yoğun olarak, travesti ve transseksüellere katlanarak yapılıyor. İbrenin ucu geylere de dönmeye başladı. Geylerin gittiği parklar, barlar, klüpler ve sinemalar bir bir basılıp, hakaret ediliyor ve dayak atılıyor. Günümüzden bir beş yıl önceye dönmek istiyorum. Sadettin Tantan gibi eski emniyet amiri, 1999 yılında yapılan genel seçimlerde Anap'tan bakan olan, geçmişinde Abanozu, Şirinevler'de pavyonları kapatan, İstanbul'da taş üstünde taş bırakmayan, o dönemin hortumsüleyman'ı olan kişinin 2000'li yıllarda devrim niteliğindeki söylemleri şaşırtacak nitelikteydi. EBTT seks işçilerine genel evde çalışma hakkından bahsetti. 2000 yılından 2003 yılına kadar gözle görülür bir rahatlama oldu. Ama AKP hükümeti iktidara geldiğinde büyü bozuldu. Bazı insanlar AB'ye giriş sürecinde AKP'nin çalışmalarında başarı beklese de, örgütlenme hakkı çalışmaları olumlu olsa da, günlük yaşam ve çalışma haklarında düzelme olmadı. Önceleri teşhircilik yasası başımıza bela oldu; yüzlerce dava açıldı, bir çok insan para cezası ödemeye mahkum edildi. Daha sonraki yeni yasada kabahat suçlarına eklendi; değişen birşey olmadı. Bu süreçte seks işçiliği yapan travesti ve transseksüeller yine baskı ve şiddete maruz kaldılar, çalışamaz oldular. Evlerinin kapıları kırıldı, dayak yediler. RTÜK'ün yayınladığı gizli genelge sonucu, basında da görülmez oldular. Eskiden öksürsek haber yapıyorlardı, şimdi çok az yer veriyorlar; bu da sistematik baskıların olduğunu gösteriyor. 2005 yılında başlayan baskılar öncekileri aratır oldu; ne olduysa baskı, şiddet ve işkence %100 arttı. O yıl, Takvim gazetesinin “rezalet” başlıklı yazısının akşamı 100'den fazla travesti ve transseksüel marketten, kafeden, taksiden, evlerinden karga tulumba sürüklenerek, kelepçelenerek gözaltına alındılar ve emniyet amirliğine götürüldüler. Aradan birkaç ay geçmeden kendilerinin seks işçileri için çalışma yaptığını söyleyen, AB parasıyla iş yapan bir grubun sözcüsünün “seks işçileri hastalık saçıyor” sözleri Akşam gazetesinde yayınlandı. Bundan cesaret alan emniyet amirleri travesti ve transseksüel avına çıktılar. Bir yıldan beri baskı ve şiddet diz boyunu geçti. Travesti ve transseksüel seks işçileri kamuya açık yerlerde, Taksim meydanında ve parkında, Beyoğlu'nun sokaklarında, herkesin gözü önünde odunla dövülüyor, evlerinin kapı aralığından yüzlerine biber gazı sıkılıyor, sopalarla kovalanıyorlar. Yayın yoluyla hedef gösterenleri, bu işkenceye kimin tuzu, biberi, suyu ve salçayı kattıklarını görüyoruz.

Son birkaç yılda eşcinsel ve travesti-transseksüel cinayetlerinde geçmiş yıllara göre %100 artış görülmektedir. Yükselen milliyetçilik ve islamcılık da EBTT kimlikte ve yönelimde olan insanları tehdit etmektedir. Milliyetçilerin düşman oldukları “ötekiler” arasında ilk kurbanlar yine örgütsüz ve gizli eşcinseller, travesti ve transseksüellerdir. AKP hükümetinin bizlere hiçbir şey getirmediğini görüyoruz. İşkenceye 0 tolerans demişlerdi ama görüyoruz ki %100 tolerans var. Kendimize dikkat edelim, örgütlenelim, güçlü olalım ve mücadeleye devam edelim. Geçmişten ders çıkarıp, geleceğimizi güçlü kuralım.


Demet Demir

 

   
Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.