gacıvari-laçovari / "Takvim" bunu hep yapıyor!


13.08.06 tarihli Takvim gazetesinde manşetten giren Şebnem Bursalı'nın "Dönen Dönene" başlıklı haberini "iftiharla" veriyoruz:

"40 yaşına kadar hayatınızı erkek olarak sürdürürken birden bire ameliyatla cinsiyet değiştirir miydiniz? Ankara'da S.A. isimli bir kişi, babası öldükten sonra, yetim maaşı alabilmek için ameliyatla kadın oldu ve Emekli Sandığı'na başvurdu. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü bu talebi; '5434 sayılı kanunda, erkekten cinsiyet değiştirerek kadın olan kız çocuklarına yetim aylığı bağlanacağına dair açık bir hüküm bulunmadığı' gerekçesiyle reddetti. Hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle talebinin reddedilmesi üzerine mahkeneye giden S.A., davayı kazandı. Mahkeme; söz konusu işlemin iptaline karar verirken, bu sefer de Emekli Sandığı Danıştay'a temyiz davası açtı. Danıştay 10. Dairesi de emsal bir karara imza attı ve 'cinsiyet değiştirip kız olan erkeklere yetim aylığı bağlanmasını uygun buldu'. Ankara 5. İdare Mahkemesi'nin verdiği kararı onaylayan Danıştay 10. Dairesi, davacının 'kız' olarak nüfusa tescili sebebiyle, yetim aylığı bağlanmasında herhangi bir sakınca bulunmadığını karara bağladı. Danıştay çevrelerinden öğrendiğimiz kadarıyla bu karardan sonra 'yetim aylığı almak için cinsiyet değiştirenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çoğalmış'. Ne diyelim; Rastgele..."

Öncelikle bu medeni cesareti gösteren S.A.'yı tebrik ediyorum. Birçok gacı davası sonuçsuz kalırken, bacımızın bu girişimi gerçek bir mücadele örneği olarak kalbimizde yer edecektir. Sanmayın ki herşey püri pak. Hak kazandığımız halde haksız olduğumuz kanısına varan sevgili Takvim yazarı Sayın Bursalı, hızını alamayınca Danıştay kararına vurmuş anlaşılan. Bi de yetinmeyip bunu alaya almış. 40 yaşına gelmiş ameliyatsız bir transseksüelin Türkiye gibi bir ülkede o yaşa kadar ayakta kalıp emeline ulaştığı ve bu emeğinin karşılığı olarak hakettiği emekli aylığına kavuşması utanılacak bir şey değil, aksine gurur duyulması gereken bir hadise. Ama bu neden bazı yazarlarımıza batar anlamam. Sanırım neden olduğu konusunda hemfikiriz. Ne de olsa gerçeği ayağa düşen bir haber anlayışıyla sunanlar böyle para kazanıyor. O zaman da yarım asırlık ömrüne bir zafer atmış transseksüel rahatsızlık uyandırıyor.

Soruyorum size hangi S.A. ne zaman hemşire, mühendis veya öğretmen olabildi ki şimdi en azından kadın olmanın doruğuna ulaşmışken dursun ve ona sunulan avantajları kullanmasın. Fuhuşun tek geçerli akçe olduğu camiamızdan bir lubunyanın kadın kimliği alarak emekli maaşıyla geçinmesi bir direniş efsanesidir. Bunun salgın bir hastalık gibi tüm erkekleri etkileyip toplu dönüşüm operasyonlarına neden olacağı kanısına varanları, üç kuruş verilen emekli maaşa göz diken aç gözlüler olarak tanımlamaktan başka çare gelmiyor elimden. Zaten erkeklik bir maaşa terk edilebiliyorsa, dünya üzerindeki erkekliğin tekrar gözden geçirilmesi lazım. Kaldı ki bu bir dönme uyanıklığı değil, zihniyet değişiminin işaretidir. Marks'ın da dediği gibi katı olan her şey buharlaşıyorken erkeklik niye bundan muhaf olsun. Aslına bakarsanız kadın olmak adına kendi onuru dışında birçok şeyini yitiren bir bireyin, emekli maaşından çok daha fazla şeyi hak ettiğini düşünüyorum. Ve bunu göstere göstere olumsuzlayan gazeteciliğe lanet ediyorum.

Fuck'n Coke

Dört yıldan beri aralıksız devam eden ve gelenekselleşen rock'n coke bu sene de Eylül ayının başında yapıldı. Hoppa muhabiriniz bir yolunu bulup girdiği festival alanına dair izlenimlerini sizinle paylaşmak için can atıyor. Açıkcası ben pek rock tutkunu değilim. Ama eğlence nereye lubunyalar oraya sözünü daim kılmak adına giriştiğim macera beni Hazefen'e götürdü. Lubunya dostu bir arkadaşım sağolsun (kendisi evinde bir kaç tane besler), sayesinde eğlencelik bir ortam görmüş oldum. Madiliğin sınır tanımadığı gezegenimizin bize sayısız örnek sunduğu hayatımızda, önümüze çıkmasa şaşırırdım dedirten olaylarla karşılaşmak yüreğime su serpmiş oldu böylelikle.

Rock kültürü biraz sert, karşıt ve özgürlükçü temalar üzerine kurulu. Biz de zamanında Rage Against The Machine, Slayer, Faith No More gibi gruplar dinledik ama sonradan doğruyu bulup diskoya kesin dönüş yaptık. Şükürler olsun :) Fakat, delikanlıyım, rockçıyım, asiyim ben tavırları orta parmak havada iken pek havada kalıyor. Tamam babanla sorunun var, kız arkadaşın senle yatmıyor, harcını yatıramıyorsun ama rahatlamak adına bu nedir ya! Biz de çok namus delisi değiliz ama sik aşağı sik yukarı yapıla yapıla sikten soğur olduk. 1960'lardaki rock kültüründe de küfürlü bir söylem vardı ama bu kadar boku çıkarılmıyordu. O dönemde küfür bir anlamda muhalifliğin bir belirtisiydi ama yapılanlara tekrar bakıldığında o isyanın içinde ciddi bir özgürlük bilinci ve o bilinci ince bir destansılıkla anlatan sözler vardı. The Doors'un "Break on Through" adlı şarkısında: "Bilirsin gün geceyi hırpalar, gece gündüzü böler / you know that day destroys the night, night divides the day" gibi cümleler yer alırken herkes coşardı. Bu coşkuyu yaratan adam aynı zamanda sahnede mastürbasyon yapıyordu. Toprağın bol olsun Jim Morrison. Bu kadar aşırılığa rağmen şiirselliğinden hiçbir şey yitirmeyen rock müziği 90'lardan sonra sapıtmaya başladı.

Sevişme ve barış söylemi yerini sadece şikişmeye bırakınca ipin ucu kaçtı. Çok geriye gitmeye gerek yok. 80'lerin ünlü lubunya pop-rock şarkıcısı Prince: "İşte biz buyuz. Biz birbirimizi severiz" gibi şarkı sözleri yazarak altında ciddi cinsel özgürlük manifestolarını sızdırmıştı. Zaten olay küfürün muhalifliğinden çok, sistemin uyduruk bir fuck nesli yetiştirmesi. Böylece isyanımızı dilediğimiz şekilde dile getireceğiz ama sermayeye daha fazla dahil olacağız. Geçen seneki organizasyonda coca cola işçilerinin bir çoğu festival döneminden önce işten çıkarılmış, onlar da bunu fırsat bilip orada eylem yapmıştı. İçeride askerlerle çevrili coca cola cumhuriyetinde anamıza babamıza hatta sisteme dahil olan herşeye küfür ederken, dışarda milllet ekmek parası için kıçını yırtıyordu. Rock muhalifti ama 60'larda. Artık o da asi değil.

Gacıistanbul ve benzeri lubunya bileşkeleri çoğu zaman muhaliflik kavramını tartışmış ve kendi yolunu bulmak istemiştir. İşte buna en iyi örnek rock'n coke. Rockın muhalifliği rock'n coke'la düzenci muhalefete dönüşmüştür. Ama onu takip eden Barışa Rock düzen karşıtı bir tutum göstererek müziği evrenselleştirmek adına organizasyonu ücretsizleştirmiştir. Gacıların sürekli gidip geldiği sorun da budur. Düzenci muhalefete mi eklemleneceğiz yoksa düzen karşıtı muhalefete mi! Bence bütün mesele bu. Buna karar verdiğmizde, hedeflediğimiz yere daha kolay varacağımıza inanıyorum.O zamana kadar ben ABBA'yla coşmaya devam edeceğim.


sürmelican

 

 

   
Gacıİstanbul © 2006 - Her Hakkı Saklıdır.