Evet, sağlığa erişim, tedaviye erişim en temel insan hakkıdır. Bilgilenme hakkı, seçim yapabilme hakkı, hastanın vaktine saygı, gereksiz acıdan kurtulma hakkı gibi. Bu hakların yoksunluğu, bürokratik işlemlerin çokluğu, sağlık hizmetlerinden tüm vatandaşların eşit bir biçimde yararlanamaması sağlık sistemimizin temel sorunları. Bunların üstüne bir de biz travesti ve transseksüellerin sağlık kuruluşlarında maruz kaldığımız ayrımcılığı eklerseniz ne kadar ciddi bir sorunla karşı karşıya olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır. Buna ek olarak ameliyat dahil, cinsiyet düzeltme sürecindeki harcamalar sosyal sigorta kapsamında değerlendirilmiyor. Yaşam boyu kullanmak durumunda olduğumuz hormon ilaçları “hayat kurtaran ilaçlar” statüsünde değerlendirilmiyor. Yaşamını seks işçiliği yaparak sürdüren çoğu arkadaşımız Cancan'a gittiğinde genelevlerde çalışan kayıtlı seks işçisi arkadaşlarımızın yararlandığı ücretsiz hizmetlerden veya periyodik kontrollerden yararlanamıyorlar. Bütün bunları, hasta hakları konusunda “fazla mesai” yapan bir hekimle konuşalım dedik ve Türk Tabipler Birliği İstanbul Şubesi'nden (aynı zamanda Hasta Hakları Derneği kurucularından) Sayın Dr. Mustafa Sütlaş'la ufkumuzu genişleten bir söyleşi yaptık; okuyun anacım.
Gacıİstanbul: Mustafa Bey hoş geldiniz. Sağlığa erişim konusunda ciddi sorunlar yaşıyoruz. Önce sağlık kuruluşlarında yaşadığımız ayrımcılıktan başlayalım isterseniz. Örneğin yatarak tedavi gerektiren durumlarda “yatıramayız, yer yok”la başlayan, biraz deşince “cinsiyetinizden dolayı sizi yatıramayız, kadın bölümüne mi, erkek bölümüne mi koyacağız?”a varan yanıtlar alabiliyoruz. Tıp etiğine tümüyle aykırı ve açık bir hak ihlali olan bu durumlarda neler yapılabilir? Nereye başvurabiliriz?
Dr. Mustafa Sütlaş: Tabipler Odası'na hekimlik uygulamalarına uymayan, hatalı yaklaşımlar olduğunda şikayet edilebiliyor. Buna göre ilgili komisyon etik kurallara aykırılık var mı, yok mu ? bunu araştırıyor. Uyarı, kısa süreli meslekten uzaklaştırma, para cezası gibi yaptırımlar da söz konusu olabiliyor. Örneğin hasta açısından mahrem sayılabilecek bir bilginin ifşa edilmesi durumunda soruşturma yapılabiliyor ve Tabipler Odası, İl Sağlık Müdürlüğü üzerinden sorunu çözmeye çalışıyor. Yine taciz gibi daha ciddi vakalarda konu direkt savcılığa yönlendirilebiliyor. Ancak bu sistemin çok etkin çalıştığını da maalesef söyleyemeyeceğim. Çünkü Tabipler Odası'nın konuyu daha çok hekimler açısından ele alan bir çalışma sistemi var ve hekimler tarafından yapılan hak ihlallerinin yine hekimler tarafından denetlenmesi çok da gerçekçi durmuyor. Üstelik özel ve devlet hastanelerindeki tüm hak ihlallerini gözetmek durumunda yükümüz oldukça ağır diyebilirim. Hukuki anlamda bir standardizasyon olduğunu da söyleyemeyiz. Yani yoksullar, yaşlılar, çocuklar gibi dezavantajlı, zayıf kesimleri korumaya yönelik yasalar, tüzükler geliştirildiğini de söylemek zor. Bu konuda çalışılması gerekiyor.
Şimdi, hemen her hastanede özel durumlar için ayrılmış tek yataklı bir ya da daha fazla oda vardır. Cinsiyet nedeniyle bir karışıklık yaşanması durumunda hekim hastayı oraya yönlendirebilir. Sizlerin tercihi de önemli tabii. Kadın tarafına mı, erkek tarafına mı yatmak istiyorsunuz... Böyle açık ayrımcılık yaşandığı durumlarda mutlaka elde yazılı bir belge ile il sağlık müdürlüğüne başvurmak, şikayet etmek gerekir. Bunun dışında iteleme, kakalama, kötü muameleye maruz kalma gibi durumlarda da direkt sağlık bakanlığına şikayet edebilirsiniz. Kısa bir süre önce sağlık yönetmeliğini inceltmek adına bir çalışma başlattık. İnceltmek derken sağlık yönetmeliğini çocuklar, yaşlılar, kadınlar gibi çeşitli toplumsal kesimlerin taleplerine, ihtiyaçlarına uyarlamaktan bahsediyorum. Örneğin yaygın olarak şunu yaşıyoruz; kadına bir şey yapılacaksa doktorlar önce kocasının rızasını almaya çalışıyorlar, ancak elbette öncelikle kadına sorulmalı ve rızası alınmalı. Kadınlarla yaptığımız görüşmelerde bu gibi sonuçlara vardık. Sizlerle de böyle bir çalışma yapabiliriz. Yani sağlık yönetmeliğinin travesti ve transseksüellere göre de inceltilmesi yönünde bir çalışmayı başlatabiliriz. Kendi değerlerinize ters düşmeyecek şekilde muayene ve tedavi edilmeniz en doğal hakkınız.
Gacıİstanbul: Şöyle bir durum da var. Örneğin benim kalça kemiğimdeki bir sorun nedeniyle hastaneye yatmam ve ameliyat olmam gerekiyor. Ama içimdeki ses sürekli “beni nereye koyacaklar?”, “ bana nasıl davranacaklar” diye soruyor ve bu yüzden ameliyatı sürekli erteliyorum. Yani daha hastaneye gitmeden sorunu kafamda yaşıyorum.
Dr. Mustafa Sütlaş: Bu endişelerinizi gittiğiniz yerlerde doktorlarla paylaşmalısınız.
Gacıİstanbul: Evet paylaşmalıyım ama sorun daha çok “Paylaşabilmeliyim” noktasında düğümleniyor.
Dr. Mustafa Sütlaş: Öncelikle “vatandaş” olarak şu refleksi edinmeliyiz. Taleplerimizi dillendirmeyi... Taleplerimizi ifade ettiğimizde, bunu devlete ulaştırdığımızda devletin yetkili mercileri bunu karşılamak durumunda. Taleplerimizi mutlaka dile getirmeliyiz.
Gacıİstanbul: Peki bu talepleri yetkili mercilere iletmenin yolu nedir? Yani prosedür nedir? Kime, nasıl başvurmalıyız? Sorunlarımızı, taleplerimizi ve çözüm önerilerini çokça dile getiriyoruz ama kimsenin bizi duyduğu yok. Örneğin Lambdaistanbul olarak Valilikten bir randevu istemiştik çeşitli sorunlarımızı iletebilmek için ama randevu talebimize bile cevap gelmedi.
Dr. Mustafa Sütlaş: Dilekçe yazmak. Sonuç alamadıkça söz konusu dilekçeyi - şikayeti daha üst mercilere doğru yükseltmek bir yoldur. Dilekçede “ben bu yüzden şu şu şu zarara uğradım” şeklinde olayın - durumun sonuçlarını da dilekçede belirterek yazmak gerekir bir de. Resmi mercilerin bu ısrarlı davranış sonucunda sorunu fark etmelerini sağlamak gerekir. Tarafların da katılımıyla sorun üzerine düşünülür tartışılır bir çözüm bulunmaya çalışılır. Örneğin Lambdaİstanbul'un uzun süredir bir mekan bulamayışı açık bir hak ihlalidir. Örgütlenme hakkının ihlalidir. Bunu belediyeye ilettiğinizde sizlere bir yer göstermesi gerekiyor; örgütlenme hakkınızı kullanabilmeniz için. Bu konuda biraz da zamanla yöntem geliştireceğiz.
Taleplerimiz konusunda kamuoyunu uyandırmak, duyarlı kılmak da işin bir ayağı. Daha da önemli olan bir diğer kısmı ise bu talepleri yetkili merciilere iletiş tarzı... Dönüştürme kaygısıyla, pozitif ve insani bir tarzda iletmek çok önemli. Taleplerimiz konusunda kamuoyunu ikna etmek çok önemli.
Gacıİstanbul: Sokakta kayıtsız seks işçisi olarak çalışan arkadaşlarımız, genelevlerde çalışan arkadaşlarımızın yararlandığı ücretsiz sağlık kontrolü, periyodik sağlık taramaları gibi hizmetlerden faydalanamıyorlar. Oysa ki hem arkadaşlarımızın sağlığı ve hem de şüphesiz toplum sağlığı için son derece önemli olan bu konuda yetkili mercilerin de hassas olması gerekmiyor mu? Bu konuda ne yapılabilir?
Dr. Mustafa Sütlaş: Yine aynı noktaya geliyoruz. Yani şikayet veya buna yönelik bir talep var mı? Şu da var: cinsel sağlık ve Aids konusunda böylesi bir bilinç var mı?
Gacıİstanbul: Arkadaşlarımızın çoğu bilinçli esasında. Cinsel sağlık konusunda özenli olmaları gerektiğini biliyorlar, çünkü yaşamlarını böyle kazanıyorlar. Ancak sağlığa erişim yollarının açık olmadığı da çok açık. Zührevi Hastalıklar Hastanesi için daha gitmeden insanın aklına şu endişeler geliyor: 'Şimdi oraya gideceğim. Önce vezneye gönderecekler, “git 35 milyon yatır, gel” diyecekler. Sonra yüzüme bile bakmadan, insan yerine bile konmadan muamele göreceğim.' Bu nedenle bırakın periyodik kontrolü, hasta olduğu halde gitmeyen bir arkadaşımız vardı mesela. Oysa Sağlık Bakanlığı ne yapıyor; ücretsiz prezervatif ve broşür dağıtıyor... Şaka gibi... Bunun da yapılması gerek tabii, ama öncelikle yaşamını seks işçiliği yaparak kazanan herkesin ücretsiz sağlık hizmeti alması lazım.
Dr. Mustafa Sütlaş: Bizlere bu anlamda büyük görev düşüyor. Yani sağlık çalışanlarına ve esasında örgütlü tüm toplumsal kesimlere. Ücretsiz sağlık hakkı toplumun tüm kesimleri için gaspediliyor adım adım. Bu konuda tüm toplumsal kesimlerin duyarlı olmaları ve tepki göstermeleri gerekiyor. Çünkü bu ne bizim ne sizlerin tek başına çözebileceği bir durum değil. Bunun dışında bilgi almak anlamında somut konular etrafında dönen çalışmalar yapabiliriz hep beraber. Böyle bir düşünceniz olursa beni çağırabilirsiniz. Yine tekil sorunlarda da sizlere ben bizzat yardımcı olabilirim. Mail adresimi vereceğim, yazışabiliriz.
Bunun haricinde taleplerinizi, sorunlarınızı ifade ettiğiniz basın açıklamalarına örneğin sağlık alanındaki taleplerinizi de ekleyebilirsiniz. Artı bizlere şikayet edebilirsiniz. Örneğin “ şu şu hastanede şu şu doktor bizlere iyi davranmıyor“ şeklinde şikayetlerinizi bizlere ulaştırabilirsiniz. Ama önce sorunun sahipleri olarak sizlerin harekete geçmesi gerekiyor. Mesela meclisin insan hakları komisyonu var; bir randevu alabilir kendinizi, sorununuzu burada anlatabilirsiniz.Yine iller düzeyinde de valiliğin “insan hakları kurulları” var . Buralara da taleplerinizi, şikayetlerinizi iletebilirsiniz.
Gacıİstanbul: Valilikten randevu almaya çalıştık ancak bir geri dönüş olmadı, cevap alamadık.
Dr. Mustafa Sütlaş: Bu konuda tüm yollar kapalı değil. Örneğin valilikten biz bir randevu alabiliriz, Tabipler Odası olarak…Yani biz ve siz beraber valilikle görüşebiliriz.
Gacıİstanbul: 'Taleplerimiz konusunda, sizlerin kurumsal desteğinizi alarak, kamuoyunu da “ikna ederek”, ısrarlı bir yasal mücadele yürütmemiz gerekiyor' buraya kadar anladıklarımı böyle özetleyebilirim. Devam edelim. Sağlığa erişimde ayrımcılığın yanısıra çok temel bir sorunumuz var. Bir paradoks aslında. Cinsiyet düzeltimi çok pahalı bir süreç. Herhangi bir işte çalışarak kazanılacak ortalama maaşlardan biriktirerek karşılanması neredeyse imkansız. Bir çok arkadaşımız bunu karşılamak için seks işçiliği yapıyor. Ya da benim gibi her hafta sayısal loto oynuyor :)) Neyse sulandırmayalım; şunu söylemek istiyorum: tıp, cinsiyet düzeltiminin “yaşamsal” bir gereksinim olduğunu söylüyor ama diğer yandan sağlık bakanlığı ısrarla bu konuyu sosyal sigorta kapsamı içine almıyor. “Lüks” olarak bakıyor. İnsanlar bu sürecin masraflarını karşılayabilmek için seks işçiliği yaparken, diğer yandan devlet aygıtının “iç işleri” seks işçiliğine karşı sürekli operasyon düzenliyor. Toparlarsak, devletin iç işleri “ahlak” diye bir masa kurmuş, bu masanın etrafında bir sürü insan mesai yapıyor ama sağlık işleri “kardeşim bu sizin sorununuz, alın şu bedava! üç-beş prezervatifi, gidin bu parayı kazanıp gelin, nasıl kazandığınız beni hiç ilgilendirmez” diyor. Nasıl ayıklayacağız bu pirincin taşını durumu yani...
Dr. Mustafa Sütlaş: Travesti ve transseksüeller içinde belli bir sosyal güvenceye sahip olma oranı nedir?
Gacıİstanbul: Neredeyse kimsenin sosyal güvencesi yok.
Dr. Mustafa Sütlaş: Bu bir taraftan bir rant alanıdır, meseleye buradan da bakmak gerekir. Konuyu enine boyuna tartışıp bir yasal düzenleme oluşturmak gerekmektedir. Diğer yandan da bunun ciddi, yaşamsal açıdan zorunlu bir operasyon olduğuna sorumlu mercileri ikna edebilmek gerekiyor.
Bir de toplum buna hazır mı? Buradan da bakmak lazım. Bu da tartışılmalı. Örneğin bazı insanlar da bunun karşısında “ben burada böbrek hastasıyım, o orada kendi keyfi için neler istiyor” diyecektir. Tıbbi ve yaşamsal anlamda zorunlu bir operasyon olduğuna sorumlu mercileri ikna etsek bile toplumu da buna hazırlamak gerekiyor.
Gacıİstanbul: Elbette, ancak bu yasal düzenlemeleri yapacak olan politikacıların ve sağlık çalışanlarının toplumdaki bu yaygın ve yanlış bakış açısından etkilenmemesi gerekir.
Dr. Mustafa Sütlaş: Anlıyorum tabii ki… Ancak tüm toplumun, doktorların, politikacıların hepsinin birden hazırlanması gerekir. Bu talepler yönünde herhangi bir dilekçe verildi mi?
Gacıİstanbul: Yakın geçmişte hayır. Ama daha önce verildiyse de sonuç alınamamış besbelli.
Dr. Mustafa Sütlaş: İhtiyaç duyulan bir hizmetin sağlanmaması bir insan hakları ihlalidir. Devlet dilekçe ve talepleri muhatap almazsa konu insan hakları mahkemesine kadar götürülebilir. Konu yaşam hakkıyla ilintilendirilebilirse; yani operasyon geçirilmediği takdirde intihara kadar varabilen vahim sonuçları olabileceği ortaya konabilirse, büyük olasılıkla sonuç alınabilir. Tabii mücadeleye inanmak burada da çok önemli.
Gacıİstanbul: Önümüzdeki haftalarda travesti ve transseksüellerin yaşadığı sorunları, ihtiyaçlarını ve gündemlerini konu alacağımız bir toplantı dizimiz olacak. Sağlığa erişim de konula-rımızdan biri olacak. Bu toplantıya siz de katılsanız ne iyi olur.
Dr. Mustafa Sütlaş: Tabii ki. Seve seve gelirim. Tekil sorunlarda da yardımcı olabilirim. Bunun dışında Yön FM'de her on beş günde bir yayınlanacak hasta hakları konusunda bir program dizisi hazırlayacağız. Bir programın konuğu da siz olun. Sizin yaşadığınız sorunları konu edelim. Ayrıca sağlık alanında yaşadığınız sorunlar ve taleplerinizle ilgili olarak bir panel de düzenleyebiliriz birlikte, tabipler odası olarak. Doktorlar katılır tabii ki sorunları yaşayan sizlerin de katılımıyla böyle bir panelin sorunlarınızı duyurmak açısından çok faydası olabilir.
Gacıİstanbul: Bunu yapabilirsek harika olur gerçekten. Mustafa Bey çok ufuk açıcı, çok faydalı bir sohbet oldu bizler için. Çok çok teşekkür ediyoruz.
Dr. Mustafa Sütlaş: Rica ederim. Ben teşekkür ediyorum.
Yazışmak isteyecekler için Dr. Mustafa Sütlaş'ın e-posta adresi:
Musutlas@gmail.com
Hasta hakları ile ilgili web adresleri:
www.hastahaklari.org
www.saglikhakki.org
www.hayad.org.tr
eylem + serap
|