ağlayan palyaço imgesini bilirsiniz...
güldürmek için sahneye çıkar ama yanaklarından gözyaşları süzülmektedir.
sanatsal - yazınsal üretimin de temeli olan bu trajik çelişki, öznel (iç) dünya ile nesnel (dış) dünya arasındaki çelişkidir -ki hayatın çarklarını döndürür.
uysallaştırabildiğimiz, teslim olduğumuz ya da aştığımız uzlaşır
çelişkilerimiz olduğu gibi, kimi zaman bizi hayatın sınırlarına götürüp bırakan uzlaşmaz çelişkilerimiz de vardır.
bu uzlaşmaz çelişkilerin belki de en trajik olanı beynimiz-ruhumuzla bedenimiz arasındaki çelişkidir -ki bir transseksüelin yaşamının bu çelişkiyle mücadele üzerine kurulu olduğunu söylemek çok da yanlış olmaz.
beynin baskısı o kadar yoğundur ki, bedeninizle didişmeyle başlayan bu mücadele giderek gelişerek doğayla - tanrıyla, toplumla, toplumsal ilişkiler sistemiyle mücadeleye kadar gider. çelişkinin şiddeti mücadelenin nerelere kadar varacağını belirleyecektir.
derin bir Quazimodo yalnızlığı içinde başlayan, alt kültür dayanışması ve tıbbi destekle süren bedenle mücadelenin ayrıntılarına girmeyeceğim. şu kadarını söyleyeyim; bedeninizin kimyasıyla oynayarak hayat-ölüm ikilemine nanik yapabilecek, her türlü acıya katlanabilecek kadar gözü kara olabiliyorsunuz.
benim asıl üzerinde durmak istediğim konu toplumsal ilişkiler sistemiyle mücadele konusu.
bu mücadelenin temelinde toplumdaki travesti-transseksüel imajı yer alıyor.
doğrudan seksle bağlantılandırılan, pornografik diyebileceğimiz, kendiliğinden sansasyonel bir imaj bu. hemen cinselliğe gönderme yaptığından, kişiliğiniz hakkında en ufak bilgisi olmayan ama sizin bir transseksüel olduğunuzu anlayan, toplumun değişik kesimlerinden insanlarla kurduğunuz anlık ilişkilerde gözlerin ve dudakların kıyısına yerleşen hafif tebessüm ve küçümseyen bakışlarla başlayan ve dışlamaya, itelemeye varan bir çeşit toplumsal şiddete yol açan bir imaj...
en kutsal sosyal birimimiz olan "aile"nin baş düşmanlarından! biri olduğunuz için, komşuluk ilişkilerinden; seksten başka yetileriniz olmadığı varsayıldığından işyerlerinden olabildiğince uzak tutulmanıza yol açan bir imaj...
kısacası bu imaj nedeniyle toplum sizi günlük yaşamdan olabildiğince kovalıyor ve size yalnızca geceleri nefes alabileceğiniz bir yaşam biçimi dayatıyor.
bilgisizlik ve sansasyonla beslenen bu imajdan kurtulmanın tek yolu ise mücadele etmek ve gündüzlerinizi kazanabilmek.
bu nedenle de insan evriminin 60'lı, 70'li yıllarına damgasını vuran cinsel devrimin bir yenisini yaratmak zorundayız. tabii ki hep beraber...
serap
Eşcinsellere Yönelik Ayrımcılık ve Şiddet Sempozyumu
İstanbul Bilgi Üniversitesi / Mayıs 2003
V. Oturum / Travesti ve Transseksüellerin sorunları
|